
Gerçek AŞK Tek EFSANE..!! |
|
| | Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar | |
| |
| Yazar | Mesaj |
|---|
eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:31 pm | |
| KARAKTERLER
EFE(Dağhan külegeç)

ASLI(Pelin Karahan)

MİNE(Aslı Enver)

DENİZ(İbrahim Kendirci)

EMRE(Burak Sağyaşar)

PELİN(Ceren Koç)

Hayat her insana bazı oyunlar oynar. Bu oyunda kural yoktur, yolunu belirler ve devam edersin. Ama bazen yol ayrımında takılırsın, ne yapacağını bilemezsin. İşte bu senaryo yol ayrımındaki bir genci ve bu ayrımdaki kararını verirken yaşadıklarıın anlatmaktadır.
-SENARYOMDAN BAZI KISIMLAR-
-Düşünüyordu.Parmağındaki nişan yüzüğüne baktı.Nişanlanalı bir ay olmuştu
-Alp düşündü, gülerek: Anladım, şaka yapıyorsun. Efe hayır der gibi başını salladı.Alp duraksadı.Efe’nin kafası çok karışmıştı,tabi Alp’in de.
-Efe tebessümle gülümsedi: Keşke yanımda olsalar şimdi.
-Aslı: Ben bunu hak edecek ne yaptım Efe?
-Bu düşüncelerle etrafına bakınırken bir çift mavi göz takıldı gözlerine.Nedenini bilmeden bakmaya devam etti.
1.BÖLÜM -AŞK MI, SEVGİ Mİ? - Düşünüyordu.Parmağındaki nişan yüzüğüne baktı.Nişanlanalı bir ay olmuştu.Pelin iyi bir kızdı.Güzel, zeki,sempatik.Hiçbir kusur bulamıyordu onda.Belki de bu yüzden hemen nişanlanmakta bir sakınca görmemişti. Pelin’i seviyordu, hayrandı ona.Peki aşık mıydı?Ne fark ederdi ki, Pelin ile mutlu olacağını biliyordu.Önemli olan da bu değil miydi zaten? Çalınan kapının sesiyle bu düşüncelerden sıyrıldı.Meraklı bakışlarını kapıya çevirdi. Pelin kapı arasından başını uzatarak baktı. Gülümseyerek: Aşkım, ne yapıyorsun burada tek başına? Efe gülümseyerek doğruldu yerinde: Hiç, oturuyorum öyle. Pelin Efe’nin yanına yaklaştı önce, sonra yanına oturdu.Sıkıca sarıldı.Efe de ona sarıldı yavaş yavaş. Düşünmenin bir anlamı yoktu, böyle mutluydu. Pelin gözlerini dikmiş, sabit olarak ileriye bakıyordu.Yüzü asıldı birden,Efe’ye baktı tedirgin gözlerle. Efe gülümsedi: Ne oldu? Pelin bir şey söylemeye yeltendi ama sonra vazgeçti.Efe ise hala ne söyleyeceğini merak ederek yüzüne bakıyordu.Pelin tekrar dikti gözlerini boşluğa. Alacağı cevaptan korkarak: Beni seviyor musun? Efe güldü: Sormaya korktuğun şey bu muydu? Tabi ki de seviyorum. Seviyordu, yalan değildi,peki ona aşık mıydı? Ne fark ederdi ki.Pelin‘in sorduğu onu sevip sevmediğiydi,aşık olup olmadığı değil. Bahçeye çıktılar.Şükran,Salih,Metin ve Gönül bahçedeki masaya yerleşmiş,sohbet ediyorlardı. Efe ile Pelin el ele yanlarına gittiler. Gülümseyerek oturdular. Pelin: Bakıyorum sohbet koyulaşmış, bizi mi çekiştiriyorsunuz yoksa? Metin güldü: Evet, nerden bildin. Gülüştüler. Şükran Pelin’in yüzünü elleri arasına aldı: Güzel kızım benim, nasıl da mutluluk getirdi evimize.İyi ki tanıdık seni. Pelin mahcup mahcup gülümsedi: Asıl iyi ki ben sizi tanıdım.Öyle gıpta ederdim ki ailesi olanlara.Artık benim de bir ailem var, (teker teker hepsinin yüzüne baktı,gülümseyerek) kocaman bir aile. Bu cümleyi yıllardır düşlediği hayalinin gerçekleşmesi gibi söylemişti.Efe bu cevaptan memnun gülümsedi. Şükran, Salih ve Metin Pelin’in ailelerine katılacak olmalarından çok mutlulardı.Ama Gönül değildi.Efe’ye oynanan bu oyunu hazmedemiyordu.Bu nedenle sürekli Metin ile kavga ediyorlardı. Gönül kızgın bakışlarla ona baktı.Metin gülerek etrafına bakarken Gönül’ün sert bakışlarını görünce duraksadı. Bir süre daha sohbet ettikten sonra Pelin ayağa kalktı: Ben artık gideyim. Şükran engel olmak ister gibi elini uzattı: Nereye kızım, otur biraz daha. Pelin gülümsedi: Fazla gecikmeyeyim, teyzem merak eder. Efe de ayağa kalktı: Ben seni bırakayım. Pelin gülümseyerek Efe’ye baktı: Olur. Salih: Kızım yine gel, arayı açma. Pelin Salih’in elini öptü: Açmam, sen hiç merak etme Salih Baba. Şükran’ın da elini öptü: Hadi iyi akşamlar Şükran Annem. Şükran: Sana da iyi akşamlar dünyalar güzeli kızım. Pelin gülümseyerek: İyi akşamlar Metin Abi, iyi akşamlar Gönül Yenge. Metin: İyi akşamlar canım. Gönül hiçbir şey söylemeden sert bakışlarla Pelin’i süzdü.Pelin’in yüzü düştü bir an. Efe’ye dönerek: Hadi gidelim. Efe: Tamam.Ben Pelin’i evine bırakıp geliyorum. Şükran gülümseyerek: Tamam. Pelin ile Efe gitti. Şükran zafere ulaşmış gibi güldü: Sonunda her şey yoluna girdi. Metin: Evet, Efe’nin Pelin ile tanışması çok iyi oldu. Gönül bu sahte aile pozlarına dayanamayacağını düşündü.Hiçbir şey söylemeden ayağa kalkıp içeri doğru yürümeye başladı. Metin: Nereye? Gönül tepkisiz baktı suratlarına,sert bir ses tonuyla: Odama. Şükran: İyi de kızım daha erken, hem sohbet ediyorduk. Metin kızgın bakışlar attı Gönül’e: Ben biliyorum nedenini.Tribi bana hanımefendinin. Gönül’ün sinirden dili tutulmuştu resmen, konuşmaya çalıştı ama ağzından tek bir kelime çıkmadı.Derin bir nefes aldı: Trip mi, tepkime verdiğin isim bu mu Metin? Metin: Evet, Gönül.Çünkü bu yaptığın çocukluktan başka bir şey değil. Gönül: Öyle mi? (üçünün de tek tek yüzüne baktı) Bir de kendi yaptığınıza bakın, hangimiz daha çocuğuz? Gönül hızlı adımlarla içeri girdi.Metin ise sinirine hakim olmaya çalışarak masanın başında kalakalmıştı. ******************************************************************* Eve yaklaşmışlardı.Pelin Efe’nin elini tutuyordu. Pelin: Yarın okuldan sonra buluşalım mı? Efe gülümsedi: Olur, buluşuruz. Pelin düşündü: Gölün oraya gideriz, küçük bir piknik yaparız. Efe: Tamam. Eve gelmişlerdi.Pelin üzgün üzgün baktı Efe’nin yüzüne: Geldik. Efe: Evet. Pelin Efe’yi hiç bırakmak istemiyordu,daha da sıktı Efe’nin ellerini: Senden ayrılmak neden bu kadar zor? Efe güldü: Bilmem, neden? Pelin tek omzunu kaldırdı: Ben de bilmiyorum.Ama ne önemi var, ben halimden memnunum. Efe gülümseyerek Pelin’e baktı: Öyle misin? Pelin gözlerini Efe’nin gözlerine dikti: Öyleyim. Bunu söylerken o kadar emin görünmekteydi ki Efe ister istemez etkilenmişti.Hayran hayran baktı Pelin’e.Pelin gülümseyerek gözlerini kaçırdı.Ama dayanamayarak yine baktı gözlerine. Pelin: Ben… Ben artık gideyim. Efe: Tamam. Pelin: Yarın görüşürüz. Efe: Görüşürüz. Pelin küçük bir öpücük kondurdu Efe’nin dudağına.Efe şaşkın şaşkın gülümsedi. Pelin utanarak kızarmıştı.Bu yaptığına kendisi de çok şaşırmıştı.Gözlerini kaçırdı yine. Kısık sesle: İyi geceler. Efe: İyi geceler. Pelin koşar adımlarla evine gitti.Efe Pelin içeri girene kadar peşinden baktı.Eve girince o da kendi evine doğru yol aldı. Efe sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte uyandı.Üzerini değiştirip çantasını aldı ve aşağıya indi.Şükran yine kahvaltı masasını donatmıştı.Gülümseyerek Efe’ye baktı: Gel oğlum, bak ne güzel kahvaltı hazırladım. Efe: Yok anne ya, yemeyeceğim. Salih: Olur mu öyle şey oğlum.Aç, aç gidilir mi okula? Hadi gel. Efe: Yok baba ya, yemeyeceğim.Canım istemiyor. Salih: Sen bilirsin.Harçlığın var mı bari? Efe gülümsedi: Var, merak etme. Şükran: Yoldan, okuldan bir şeyler al, karnını doyur.Aç kalma sakın. Efe: Tamam, hadi kaçtım ben. Efe gitti. Şükran arkasından bağırarak: İyi dersler. ******************************************************************** Metin kalkmış, elbiselerini giyiyordu.Gönül hala yataktaydı ama uyanıktı.Metin Gönül’ün yanına uzandı.Dün kötü davrandığı için kendini suçlu hissediyordu. Yumuşak bir ses tonuyla: Kalkmıyor musun artık? Gönül kırgın: Uykum var, biraz daha uyuyacağım. Metin Gönül’ü kolundan tutarak kendine doğru çevirdi: Bana kızgınsın biliyorum. Gönül Metin’in yüzüne bile bakmıyordu: Hayır, değilim. Metin: Seni tanıyorum, kızgınsın işte. Gönül Metin’in gözlerine baktı: Kızgın değilim, ama kırgınım. Metin Gönül’e sarıldı: Özür dilerim.Amacım seni kırmak değildi. Gönül ağlamaklı: Ama kırdın. Metin’in kollarından kurtulup arkasını döndü,ağlayarak: Lütfen yalnız bırakır mısın beni? Metin üzgün üzgün kalktı yataktan.Gönül’e baktı, gözlerini kapadı.Kızmıştı kendine yaptıklarından dolayı.Ama telafisi yoktu,zamanla geçecekti kırgınlığı. Bahçeye indi.Şükran Metin’in bardağını doldurup önüne koydu. Salih meraklı gözlerle Metin’ e baktı: Gönül nerede? Metin derin bir iç çekti: Yemeyecekmiş. Şükran: Neden? Salih durumu anlamıştı: Nedeni mi var Şükran.Dün için kızgın anlaşılan. Şükran alaycı bir tavırla güldü: Kızgınmış, asıl bizim ona kızgın olmamız lazım. Salih ters ters baktı Şükran’a: Ne demek bu şimdi? Şükran kızgın kızgın: Bize nasıl davrandığına baksana, sanki bu halde olması bizim suçumuz.O bağıracak,çağıracak biz susacağız, öyle mi? Salih ayağa kalktı,gözlerini büyüterek baktı Şükran’a: Evet,susacağız.O kızın da yaşadıkları az uz değil. Metin sakin bir ses tonuyla: Onun yaşadıklarını ben de yaşadım baba.Ya o bebek ikimizindi.Ben de üzülüyorum ama dünyadan bu kadar kopmanın ne alemi var. Salih kızgın bakışlarını Metin’e çevirdi: Senin çektiğinle onun ki bir mi Metin?O kız kaç ay karnında taşıdı o bebeği.Onun bağı daha fazlaydı.(tehdit eder gibi parmağını sallayarak) onu bunu anlamam, bu kıza kimse tek bir kötü söz söylemeyecek artık.(sesini daha da yükselterek) Anladınız mı beni? ************************************************************** Hoca ders anlatıyordu ama Efe düşünceleriyle boğuşuyordu.”Ne diye mimarlığı seçtim ki?” diye geçirdi içinden.Bina tasarlamanın neyi güzeldi?Ailesi en büyük hayalinin bu olduğunu söylemişti ama madem öyle neden mutlu değildi?İnsanlar hayallerini gerçekleştirdiğinde mutlu olurlardı, ama kendisi değildi. Ders bitmişti, Efe çantasını alıp yavaş adımlarla yürümeye başladı.Pelin ile buluşacaktı, ama canı hiç istemiyordu, yalnız kalmak istiyordu.Telefonu eline aldı, düşündü bir süre.Sonra kendinden emin çevirdi numarayı. Pelin: Alo Efe? Ben hala okuldayım, sen çıktın mı yoksa? Efe yutkundu, yalan söylemek zoruna gidiyordu: Dersimiz bitti (sustu, derin bir nefes aldı)Ama arkadaşlarla ders çalışacağız.İki gün sonra sınavımız var da, arkadaşlarla sözleşmişiz, ama ben sana söylemeyi unutmuşum. Pelin üzgün üzgün: Ya! Efe: Üzgünüm. (bunu çok içten söylemişti, çünkü gerçekten üzgündü) Pelin Efe’yi üzmek istemedi: Neyse, sonra görüşürüz o zaman aşkım. Dersin daha önemli. Efe rahatlamıştı: Anlayışın için sağ ol. Bir süre daha konuştuktan sonra Efe telefonu kapadı.Evlenmeyi,hayatını paylaşmayı düşündüğü, hatta bunun için ilk adımı attığı kişiye yalan söylediği için kendine kızıyordu.Dolaşmaya karar verdi.Göl kıyısına gitti.Yüzüne çarpan rüzgar ve gölün eşsiz güzelliği onu rahatlatıyordu.Hayatında her şey dört dörtlüktü, ama yine de eksik bir şeyler vardı.Bunu hissediyordu, fakat ne olduğu konusunda en ufak bir fikri yoktu.İşte bu belirsizliklerdi onu bu kadar düşündüren.Efe kendi iç dünyasıyla savaş halindeyken duyduğu sesle irkildi. ……: Efeee. Efe ona seslenenin kim olduğunu merak ederek arkasına baktı.Birisi ona doğru yaklaşıyordu.Kimdi bu,tanımıyordu.Ama o kişi Efe’yi gayet iyi tanıyordu.[/b] _________________ 
En son eylem.i tarafından Salı Şub. 10, 2009 2:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:32 pm | |
| 2.BÖLÜM -ESKİ BİR DOST- Efe’nin önünde durdu.Efe şaşkın şaşkın suratına baktı,bir yandan da karşısındaki kişiyi inceliyordu.Ama tanıyamamıştı işte. Efe: Tanışıyor muyuz? Alp hayretler içindeydi, nasıl tanımazdı.Şaşkınlıkla: Tabi ki tanışıyoruz.Ben Alp. Efe’nin bakışlarından onu çıkaramadığını anlıyordu. Alp: Atom karınca. Efe hala sorgulayan gözlerle ona bakıyordu. Alp: Urla’dan.Aynı liseye gitmiştik. Şimdi Efe’nin kafasına dank etmişti. Gülümsedi: Kusura bakma ya, seni niye hatırlayamadığımı şimdi anladım. Alp şaşırmıştı: Ne yani, hala hatırlayamadın mı beni? Efe: Evet,ama ben… Ben eskileri hatırlamıyorum.Sadece son üç yılımı hatırlayabiliyorum,öncesini hatırlamıyorum. Alp’in şaşkınlığı daha da artmıştı: Na-nasıl yani? Efe: Baya, hatırlamıyorum işte. Alp: Hiçbir şeyi mi? Efe: Üç yıldan önceki hiçbir şeyi ve hiç kimseyi. Alp düşündü: Peki Aslı ile Deniz?Onları mutlaka hatırlıyorsundur. Bu isimler yabancıydı Efe’ye.İlk kez duyuyordu.Kafasını salladı: Hayır, tanımıyorum.(merakla)Kim onlar? Alp hayretle baktı Efe’nin yüzüne: Nasıl tanımazsın ya, onlar senin canlarındı. Alp düşündü, gülerek: Anladım, şaka yapıyorsun. Efe hayır der gibi başını salladı.Alp duraksadı.Efe’nin kafası çok karışmıştı,tabi Alp’in de. Efe gölün yanı başına oturdu.Alp bir süre ayakta kaldı.Sonra o da Efe’nin yanına oturdu. Bir süre sustu ikisi de.Alp şaşkındı.Nasıl hatırlamazdı Aslı ile Deniz’i. Efe’ye döndü: Ailenin haberi var mı senin bu durumundan. Efe evet manasında başını salladı. Alp: Peki, hiç bahsetmediler mi sana onlardan? Efe: Hayır. Alp hayretle etrafına bakındı: iyi de neden saklasınlar ki? Bu sorunun cevabını Efe de çok merak ediyordu.Alp’e döndü: Anlatsana bana.Aslı ile Deniz’i, liseyi.Neler yapardık? Alp düşündü biraz: Siz üçünüz birbirinize çok bağlıydınız, yani yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmezdi.Birinizin başı derde girdiğinde ya da bir üzüntüsü olduğunda üçünüz de çabalardınız. Efe tebessümle gülümsedi: Keşke yanımda olsalar şimdi.Beni çok iyi tanıyor olmalılar.Belki kendimi tanımam da yardımcı olabilirlerdi bana.(tekrar Alp’e döndü) Peki nerdeler şimdi? Alp: Aslı ile Deniz İstanbul’da üniversiteyi kazanmışlardı.Ama sen kazanamamışsın.Ailen yine de İstanbul’a gitmene izin vermişti sonradan.Sanırım orada bir dükkan açmışsın. Efe merakla: Ne dükkanı? Alp: Bilmiyorum.Asıl sen söyle, nasıl hiçbir şey hatırlamıyorsun? Efe bakışlarını göle çevirdi.Derin bir iç çekti: Ya tek hatırladığım hastane odasında uyandığımdı.Bir kaza geçirmişim.Hiç kimseyi, hiçbir şeyi hatırlamıyordum.Ailem bana resimlerimizi filan gösterdi.Yoksa onların ailem olduğuna bile inanmayacaktım. Alp duyduklarına inanamıyordu: Aslı ile Deniz’in bu durumdan haberi var mı peki? Efe göle baktı.Aslı ve Deniz ile ilgili bir şeyler hatırlamaya çalıştı,ama boşunaydı,sıkkın sıkkın: Dediğim gibi onları tanımıyorum. Alp: İyi de, ailen neden bahsetmedi ki onlardan sana. Efe ellerini iki yana açarak: Hiçbir fikrim yok. Alp: Neyse, vardır bir bildikleri. Alp saatine baktı sonra ayağa kalktı,peşine de Efe.Elini uzattı Efe’ye: Karşılaşmamıza çok sevindim.Ben bugün geri dönüyorum.Buraya tatil için gelmiştim.Ama yolum yine düşerse buraya,görüşürüz. Efe gülümsedi: Görüşürüz.Anlattıkların için teşekkür ederim. Alp gülümsedi: Rica ederim.Yürümeye başladı. Efe tekrar gölün yanına oturdu.Düşündü biraz, hışımla ayağa kalktı: Hey, baksana.Alp,Alp… Alp merakla arkasına döndü.Efe koşar adımlarla yanına geldi: Numaraları var mı sende? Alp şaşırdı, kimden bahsettiğini anlamamıştı ilk önce, düşünde: He, Aslı ile Deniz’in mi? Efe evet manasında başını salladı. Alp: Sadece Aslı’nın var.(Gülerek) Biliyorsun Deniz’le aram pek iyi değildi. Efe tepkisiz yüzüne bakıyordu.Alp gülmeyi kesti: ya da bilmezsin. Cebinden telefonunu çıkardı.Numarayı bulup Efe’ye söyledi.Efe telefonuna kaydetti.Gülümsedi: Tekrar teşekkür ederim. Alp: rica ederim. Alp gitti. Efe arkasından baktı bir süre,sonra gölün yanına gidip oturdu tekrar. Akşam olmak üzereydi.Efe eve gitmeyi hiç istemiyordu.Alp ile karşılaşması allak bullak etmişti onu.Neden gizliyordu ki ailesi geçmişini.”Hem çok da iyi arkadaşmışız.Niye gizliyorlar, niye?” Bütün gün bu soru aklını meşgul etmişti.Gölün durgun güzelliği de yaramıyordu onu sakinleştirmeye. Bir an önce aklındaki sorulara cevap almak istiyordu.Çantasını alıp hızlı adımlarla yola koyuldu. Eve vardığında Gönül’ü bahçede buldu.Tek başına üzgün bir halde oturuyordu.Yanına gitti: Yenge? Gönül irkildi yerinde, Efe’ye baktı.Gülümseyerek: Sen mi geldin? Efe etrafına bakındı: Bizimkiler nerede? Gönül: Annen ile baban alışverişe gitmişlerdi.Baya oluyor,birazdan gelirler.Metin de daha gelmedi işten. Efe: Yenge, sana bir şey soracağım. Gönül merakla Efe’ye baktı: Sor. Efe: Aslı ile Deniz kim? Bu sorudan sonra Efe dikkatle Gönül’ün yüzüne baktı, halinden hareketlerinden bir şeyler anlayabileceğini düşünüyordu.Gönül ne diyeceğini bilemiyordu, lafı ağzında geveledi bir süre.Efe anlamıştı.Saklıyorlardı işte. Efe sabırsızlanarak: Yenge, neden bana onları hiç anlatmadınız? Gönül başını diğer yöne çevirdi.Efe’nin yüzüne bakmadan: Lütfen bana bir şey sorma Efe. Belli ki olaylar Gönül’ün dışında gelişmişti ve bu durumu asıl suçluların yani ailesinin açıklamasını istiyordu. Efe: Anlatma, ben kimlere soracağımı çok iyi biliyorum.Ayağa kalktı. Gönül hışımla kolundan tuttu: Sakın Efe,sakın ailene bu konudan bahsetme. Efe: Nedenmiş o? Gönül söylemek,anlatmak istiyordu.Ama yapamazdı: Ne olur bana güven Efe,sorma.En azından şimdilik. Efe çaresiz: Tamam.Ama bu işin peşini bırakmayacağım. Odasına çıktı.Çantasını yere fırlatıp yatağına uzandı.Eliyle başını ovaladı,başı çatlayacak gibiydi.Doktoru üzülmeyi,sinirlenmeyi ve stresi kesinlikle yasaklamıştı.Ama elinde değildi,ortada bir yalan vardı,hayatıyla ilgili bir yalan.Buna göz yumamazdı. “Gerçeği öğrenmenin bir yolu olmalı” diye geçirdi içinden.Uzun süre düşündü,sonra doğruldu yerinde.”Tabi ya, ben bunu nasıl düşünemedim.” Yatağından kalktı,telefonu aldı eline.Rehberde Aslı yazısının üstüne geldi.Bir süre eli telefonda bekledi.Ani bir hareketle arama tuşuna bastı.Telefon çaldı bir süre, sonra açıldı.Karşıdan bir ses geldi. Aslı: Alo? _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:35 pm | |
| 3.Bölümden Bazı Kısımlar
3.BÖLÜM BÜYÜK BULUŞMA
-Aslı: Alo? Kimsiniz? Efe yutkundu, cesaretini topladı: Alo. Aslı şok olmuştu
-Efe: Buluşabilir miyiz?
-Emre: Evet de nereye gideceğiz? Efe: İstanbul’a. Emre uykudan kısılmış gözlerini büyüterek Efe’ye baktı: İstanbul’a mı?
-Efe bakındı okulun bahçesine.Endişeliydi.
-Bu düşüncelerle etrafına bakınırken bir çift mavi göz takıldı gözlerine.Nedenini bilmeden bakmaya devam etti _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:36 pm | |
| 3.BÖLÜM -BÜYÜK BULUŞMA- Efe sustu, konuşmadı.Ne diyeceğini bilmiyordu ki. Aslı: Alo? Kimsiniz? Efe yutkundu, cesaretini topladı: Alo. Aslı şok olmuştu,ağlamaya başladı.Eliyle ağzını kapadı,kendini tutmaya çalışıyordu.Hiçbir ses gelmemesi üzerine Efe tekrar seslendi: Alo. Aslı ağlayarak: Efe. Efe Aslı’nın sesinden ağladığını anlamıştı, nedenini bilmiyordu ama, kendini kötü hissetmişti. Aslı: Nerdesin Efe?Neden hiç aramadın? Ne diyecekti,nasıl anlatacaktı olanları,hiçbir fikri yoktu.Sustu. Aslı: Orda mısın? Düşüncelerinden sıyrılarak irkildi: E-Evet.Şey, ben… Aslı sitemkar: Seni çok merak ettim,ama sen…Sen hiçbir haber bile vermeden ortadan kayboldun,arayıp sormadın.Ben bunu hak edecek ne yaptım Efe? Efe düşündü, doğru kelimeleri bulmaya çalışıyordu.Ama olmuyordu işte, ne diyeceğini bilmiyordu.Yüz yüze görüşmenin daha doğru olduğunu düşündü. Efe: Sizinle(duraksadı)… Seninle konuşmam lazım.Buluşabilir miyiz? Aslı kızgındı Efe’ye, ama çok da özlemişti, hem bir açıklama yapacağını da umuyordu. Aslı: Olur.Nerede, saat kaçta? Efe: Im… Sen İstanbul’daydın, değil mi? Aslı şaşkın: Evet, aynı yerdeyim. Efe içinden: Sen aynı yerdesin de ben bilmiyorum ki. Derin bir iç çekti, düşündü biraz.Alp ona Aslı’nın üniversitede okuduğunu söylemişti. Efe: Sen hangi üniversitedeydin? Aslı’nın şaşkınlığı daha da artmıştı: Çapa Tıp! Efe: Tamam, ben yarın oraya gelirim, görüşürüz.Olur mu? Aslı: Tamam. Efe: Yarın görüşürüz. Aslı: Görüşürüz. Efe telefonu kapadı. Aslı şaşkınlıktan kalakalmıştı: Ne bu şimdi, tanımıyormuş gibi. Efe o gece erkenden yattı.Sabah kalkınca üzerini değiştirip aşağı indi.Şükran yeni uyanmıştı, çay demliyordu. Şükran: Oğlum,erkencisin.Daha kahvaltı hazır değil ama birazdan hazır olur.Hadi otur. Efe: Benim çıkmam lazım anne, sınavım var da birkaç güne.Arkadaşlarla ders çalışacağız buluşup, ben onlarla yaparım kahvaltı.Akşama da geç geleceğim, haberin olsun. Şükran: İyi de oğlum, akşama Mehtap Hanım ile Pelin yemeğe gelecekler.Neden haber vermedin önceden? Efe: Sen de bana haber vermedin anne, hem sınavım daha önemli. Erteleyemem, kusura bakma. Şükran itiraz edecekti ama bunun bir faydası olmayacağını biliyordu,Efe bildiğini okuyacaktı yine nasılsa. Şükran isteksiz: İyi, tamam.Yemeğe yetişmeye çalış bari. Efe: Bakarız. Hadi çıktım ben. Efe gölün yanına gitti.Emre onu bekliyordu. Efe: Günaydın. Emre esnedi, gözlerini kırpıştırarak Efe’ye baktı: Sana da kanka.Ne bu sabah sabah, sen hiç uyumaz mısın oğlum ya? Efe güldü: Her normal insan bu saatler de uyanır.(tekrar güldü)Sen uykucuysan ben ne yapayım. Emre uykulu uykulu baktı Efe’ye: Ee, acil iş dedin merak ettim.Ne oldu, ne işi? Efe: Yolda anlatırım.Araba ayarladın mı? Emre tekrar esnedi: Evet de nereye gideceğiz? Efe: İstanbul’a. Emre uykudan kısılmış gözlerini büyüterek Efe’ye baktı: İstanbul’a mı?(inanamayarak güldü) Şaka yapıyorsun herhalde. Efe kendinden emin: Hayır, gayet ciddiyim. Evet, ciddiydi.Bu hareketlerinden açıkça belli oluyordu. Emre: Ee, okul? Efe umursamaz: Bugünlük gitmeyiveririz.Ama sen gelmek istemezsen, anlarım.Başka araba ayarlayabilirim. Emre kızgın bakışlar attı Efe’ye: olur mu öyle şey.Anca beraber, kanca beraber.Hadi gidelim. Arabaya bindiler.Efe yolda tüm olanları anlattı.Emre duyduklarına inanmıyordu. Emre güldü: Desene geçmişini arayan adam oldun he? Efe sitemkar: Aynen öyle.Hala aklım almıyor, nasıl saklarla benden. Emre sakinleştirmeye çalışarak: Vardır bir bildikleri kanka, hele sen şu kızla konuş da bir.Neydi adı? Efe gülümsedi: Aslı. Emre: Heh Aslı.Konuş bakalım, neler anlatacak. Efe bir şey söylemedi, başını cama yaslayıp yolu izlemeye başladı. Aslı hala inanamıyordu.Üç yıl, tam üç yıldır Efe ile hiç görüşmemişti, hatta sesini bile duymamıştı.Şimdi ise onunla buluşacaktı.Efe’yi görünce ne yapacaktı, ne tepki verecekti.Karşısında dururken ona sarılmamak için nasıl tutacaktı kendini.Kızgın olduğunu anlaması için mesafeli davranmalıydı, ama onu bu kadar çok özlemişken bunu nasıl başaracaktı? Efe telefonda da bir tuhaf konuşmuştu zaten.Bu da ayrıca korkutuyordu Aslı’yı.Bir an önce dersin bitmesini istiyordu.Zamanın geçmesi için hem aşırı bir istek duyuyordu, hem de onunla yüz yüze gelmekten de ölesiye korkuyordu. Araba üniversitenin önünde durdu.Efe ile Emre arabadan indiler.Efe bakındı okulun bahçesine.Endişeliydi, geçmişiyle yüzleşecekti.En çok da Aslı’yı merak ediyordu.”Nasıl biri acaba?” diye geçirdi içinden.Sonra endişeli bakışlarını Emre’ye çevirdi.Emre anlamıştı Efe’nin tereddüdünü. Güven vermek isteyerek gülümsedi.Kafasını git der gibi sallayarak: Hadi. Efe tekrar bahçeye baktı.Derin bir nefes aldı ve yavaş adımlarla yürümeye başladı.Bahçeye girdi,etrafına bakındı.”Ben bu kızı nasıl tanıyacağım.” Diye söylendi. Bunu hiç düşünmemişti, onu hiç tanımıyordu ki.Bu düşüncelerle etrafına bakınırken bir çift mavi göz takıldı gözlerine.Nedenini bilmeden bakmaya devam etti.Aslı da ona bakıyordu tepkisiz. Aslı ciddi durmaya çalışıyordu, Efe’nin ona ne kadar kırıldığını anlamasını istiyordu.Ama için için onu ne kadar özlediğini anlatıyordu kendine. Efe gözlerini hiç ayırmadan Aslı’ya bakmaya devam etti.Farkında olmadan gülümsedi.Aslı da gülümsedi bunu üzerine.Yavaş adımlarla yanına geldi.Çok özlemişti.”Sarılsam mı?” diye geçirdi içinden.Ama kararlıydı,ne kadar kızgın olduğunu anlamalıydı. Aslı gülümsemeyi kesti, ciddi bir tavırla: Merhaba. Efe karşısındakinin Aslı olduğundan emindi artık, kalbinin atışları hızlanmıştı birden.Gülümseyerek: Merhaba. _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:40 pm | |
| 4.BÖLÜM -ANLATACAK ÇOK ŞEY VAR- Aslı Efe’nin yüzüne baktı tepkisiz: Neden buluşmak istedin? Efe gözlerini kaçırıp etrafına bakındı.Lafa nereden başlayacağını bilmiyordu.Tekrar Aslı’ya baktı: Bir yerde otursak.Sana anlatacaklarım var. Aslı merak etmişti Efe’nin neler anlatacağını.Ciddiyetini hiç bozmadan: Olur. Aslı hiçbir şey söylemeden az ilerdeki banka oturdu.Efe önce ayakta kalakaldı bir süre.”Bana çok kızgın yüzüme bile bakmıyor” diye geçirdi içinden.Sonra yavaş adımlarla yanına oturdu. Aslı Efe’nin yüzüne bakmamaya çalışıyordu, onun yüzüne bakarsa yumuşayacağını biliyordu çünkü. Etrafına bakınarak,aynı ciddi tavırla: Ee, ne anlatacaksın? Efe düşündü bir süre, sonra Aslı’nın yüzüne baktı.Aslı Efe’nin kendine baktığını fark edince ona baktı.Bir süre birbirlerinin gözlerine baktılar. Aslı gözlerini kaçırdı, başını öne eğip kısık sesle: Anlatmayacak mısın? Efe: Ben…(sustu) Sonra bakışlarını tekrar Aslı’ya çevirdi.”Ben sizi hatırlamıyorum.” Aslı şaşkınlığını gizleyemedi,kekeleyerek: Na-nasıl yani? Efe sustu bir süre: Üç yıl önce bir kaza geçirmişim.Uyandığımda hiçbir şeyi hatırlamıyordum.Hala da hatırlamıyorum. Aslı şok olmuştu, gözlerini iyice açarak Efe’ye baktı.Sonra rahatlayarak güldü: Deli, ben de ciddisin sandım. Efe ciddi olduğunu belirten bir bakış attı Aslı’ya. Aslı şaşkınlıkla yutkundu: Sen, sen ciddisin. Efe kendi kendine: Neden bunu duyan herkes şaka yaptığımı düşünüyor, çok şakacı biriydim herhalde. Aslı yan dönerek Efe’ye dikti gözlerini: Nasıl oldu peki? (sitem eder gibi) Bizim niye haberimiz yok? Gözleri hesap soruyordu sanki.Aslı’nın bu hali Efe’ye çok dokunmuştu.Suçlu suçlu başını eğdi, Aslı’nın yüzüne bakamıyordu. Aslı sorusunu yineledi: Bizim niye haberimiz yok Efe? Efe: Bilmiyorum. Aslı konuşmak için dudaklarını araladı ama konuşamadı.Gözleri dolmuştu, ağlamaklı: Beni de mi hatırlamıyorsun? Efe Aslı’nın gözlerine baktı,sanki orada geçmişiyle, ikisiyle ilgili bir şeyler yakalamak ister gibi.Uzunca baktı, sonra yüzü asıldı,gözlerini yere dikti: Üzgünüm. İkisi de sustu.Konuşacakları, birbirlerine soracakları o kadar çok şey vardı ki.Ama şimdi susuyorlardı istemeden. Uzun süren sessizliği Aslı bozdu: Salih Amca’nın, Şükran Yenge’nin haberi yok mu? Efe: Var tabiî ki. Aslı inanamıyordu, şaşkınlığı ve öfkesi daha da artmıştı: Peki neden bize haber vermediler?Aklım almıyor.Üç yıl,tam üç yıldır senden bihaberiz.Aniden ortadan kayboldun,her telefonda belki sensindir diye, belki senden bir haberdir diye… Sustu.Ağlamamak için zor tutuyordu kendini. Efe üzgün üzgün: İnan ben de bilmiyorum, sizden bana bir arkadaş bahsetti.Adı Alp. Aslı başını kaldırıp Efe’ye baktı: Alp mi? Efe: Evet.Ankara’ya gelmiş tatil için.Tesadüfen karşılaştık. Aslı: Siz, Ankara’da mı yaşıyorsunuz? Efe: Evet.(çekinerek) Aslında aileme soracaktım ilk önce.Yani sizi, neden anlatmadıklarını…Ama yengem sorma dedi ısrarla.Ben de Alp’ten numaranı almıştım.Seninle konuşmam daha doğru olur diye düşündüm. Aslı: Peki ne zaman hatırlamaya başlayacakmışsın? Efe: Bilmiyorum ki.Doktorum ameliyattan hemen sonra hatıralar yardımıyla bir şeyler hatırlayabileceğimi söylemiş.Ailem de bu konuda çok yardımcı oldular, ama olmadı işte.Hiç bir şey hatırlayamadım. Yine sustular.Efe düşündü biraz sonra heyecanla Aslı’ya döndü: Biri daha varmış, Deniz.O nerede? Aslı ne diyeceğini bilmiyordu: Onunla son konuşmanızı da hatırlamıyorsun yani? Efe kafasını salladı: Hayır.Nasıl biri olduğunu bile bilmiyorum. Aslı tedirginleşti.Ne anlatacaktı ki, ne diyecekti.Efe’ye baktı.Efe meraklı gözlerle ona bakıyordu. Aslı: Onun işi…(Sustu.Efe’yi kırmamak için yalan söylemek istedi,ama yeterince yalan söylenmişti zaten ona.Dürüst davranılmayı hak ediyordu.) Onun haberi yok seninle buluşacağımdan. Efe şaşırmıştı: Neden ki? Aslı çekinerek: Siz… Son konuşmanızda çok kötü kavga ettiniz. Efe: Ne yani, bana kızgın mı? Aslı gülümsedi: Hayır, sen ona kızgınsın, yani olman lazım. Efe eliyle başını ovdu.Hiçbir şey hatırlayamamak delirtiyordu onu sanki.Bu yaşadıklarına inanamıyordu.Hele ailesinin ona yalan söylemesi.Onu en çok üzen buydu. İsyan eder gibi: Ya ben… Ben hastaneden ilk çıktığımda hiçbir tane bile anı yoktu kafamda,sanki kafamın içi boş bir defter gibiydi.Bir şeyler öğrenmek,sayfalarını anılarımla doldurmak istiyordum.Ama şu son iki gündü yaşadıklarım, öğrendiklerim… Şimdi kafamın içine bakıyorum da o defter bir karalama defteri gibi. İçi dolu ama, karmakarışık. Başını elleri arasına aldı.Aslı’nın eli Efe’nin başına uzandı, ama dokunamadan çekti elini.Bir süre böyle kaldılar.Sonra Aslı’nın gözü bir an Efe’nin eline takıldı.Nişan yüzüğünü görmüştü, nefesinin kesildiğini hissetti bir an.Kalbini tuttu sıkıca.Tekrar baktı yüzüğe,yutkundu: Sen… Nişanlandın mı? Efe başını kaldırıp Aslı’ya baktı.Sonra da parmağındaki yüzüğe: Şey… Evet. Aslı dolu dolu gözlerle gülümsedi: Sevindim senin adına.Kim peki, adı ne? Efe: Pelin.Ankara’dan. Aslı tekrar gülümsedi: Adı güzelmiş.Kendi de öyledir eminim. Hışımla ayağa katlı.Ağlamamaya çalışarak: Ben… Benim gitmem lazım. Efe ayağa kalktı, aslında konuşmak istediği o kadar çok şey vardı ki.Ama konuşmaya gücü yoktu.Çaresiz: Tamam.(elini uzattı) Tanıştığımıza…(duraksadı) Tekrar tanıştığımıza memnun oldum. Aslı sesi titreyerek: Ben de. Tokalaşıp ani bir hareketle elini çekti: Görüşürüz. Aslı gidecekken Efe kolunu tuttu: Bir dakika. Aslı dayanamıyordu artık bu duruma.Bir an önce kaçmak istiyordu oradan.Efe’ye bakmak, yanında olduğu halde eskisi gibi olamamak çok acı veriyordu.Göz göze gelmemeye çalışarak Efe’ye baktı. Efe: Yine görüşebilir miyiz? Yani senin için sorun olmazsa. Aslı gözleri dolu dolu gülümsedi: Tabi ki, ne zaman istersen. Efe gülümseyerek Aslı’nın gözlerine baktı: Sağ ol, her şey için. Aslı hafif gülümsedi ve hızlı adımlarla gitti. Efe tekrar banka oturdu.Emre ise bu olanları uzaktan izliyordu.Aslı’nın gittiğini görünce hemen Efe’nin yanına koştu.Banka oturdu,merakla: Kanka, ne oldu? Efe sabit yere baktı,sıkıntılı: Ben de bilmiyorum ki, kafam karıştı.Aslı da bilmiyormuş olanları.Ben üç yıl önce aniden ortadan kaybolmuşum ve onları hiç arayıp sormamışım.Olanları anlatınca o da çok şaşırdı.En çok da ailemin bana onları hiç anlatmamasına.(sesini yükselterek) Niye yaptılar böyle bir şeyi, niye? Emre Efe’nin kolunu tuttu: Sakin ol oğlum ya.Doktorun dediğini unutma. Efe aynı kızgınlıkla: Bırak Emre ya, ben bundan sonra onların anlattıklarına nasıl inanacağım?Her lafları, her hareketleri yalan gelecek bana. Emre: Anlıyorum.(sonra düşündü biraz) Demek ondan ağlıyordu. Efe Emre’ye baktı: Kim ağlıyordu? Emre: Aslı.Sizi izliyordum.Senin yanında ayrılınca ağlamaya başladı, demek ki ailenin yaptıklarına içerlemiş. Efe üzgün üzgün: Ağlıyordu demek. Bir süre hiç bir şey söylemeden oturdular. Emre ayağa kalktı: Kanka, hadi artık gidelim. Efe etrafına bakındı,eve gitmeyi hiç istemiyordu: Akşama işin var mı? Emre merakla: Yok, niye sordun? Efe: Ya ben evdekilere bugün geç gideceğim söyledim. Emre gülümsedi: Anladım, eve gitmek istemiyorsun. Efe başını salladı: Aynen öyle. Emre: Tamam, takılalım o zaman.Hadi gezelim. Efe: Sen buraları biliyor musun? Emre kendinden emin: Ayıpsın. Efe güldü: İyi madem, rehber sensin. Aslı sahile gitti.Banka oturdu, çantasını yanına bıraktı.Bir süre öylece denize baktı.Sonra ağlamaya başladı, tutamıyordu artık kendini, için için ağlıyordu.Çevresindeki insanların meraklı bakışları umurunda değildi,tek istediği ağlamaktı sadece.Efe’yi uzun süre sonra bulmuştu,tam bir şeyleri umut ederken nişanlı olduğunu, kendine yeni bir hayat kurduğunu öğrenmek tam bir yıkım olmuştu Aslı için.Sonra düşündü,kendini teselli etmeye çalışarak.”En azından o mutlu,buna sevinmem lazım.”Ama olmuyordu,kendini kandıramıyordu.Hiçbir düşünce acısını azaltmıyordu.Uzun süre ağladı,sonra telefonu çaldı.Gözlerini silip ekrana baktı.”Deniz”di arayan. Bir süre sadece baktı.Sonra kapadı telefonunu.Konuşmaya mecali yoktu.Deniz’e de haksızlık yaptığını düşündü bir an.Kendine kızdı ama elinde değildi. Hava kararana kadar oturdu tek başına. Hava karardıktan sonra yavaş adımlarla yürümeye başladı.Ayakları onu taşımıyordu sanki.Tek isteği eve gidip yatağına uzanmak ve sadece uyumaktı.Böylece kafasındaki düşüncelerden biraz olsun uzaklaşmayı umuyordu.Konağa vardığında Deniz onu kapının önünde bekliyordu.Aslı’yı görünce sert bakışlarını ona dikti.Aslı kaçamak bakışlarını yere indirdi suçlu suçlu.Bugün buluşmak için sözleşmişlerdi Deniz ile.Ama Aslı unutmuştu.Şimdi Deniz’i görünce gelmişti aklına.Yavaş yavaş yanına yaklaştı ve yüzüne baktı. Deniz: Nerdesin sen Aslı?Telefonunu neden açmıyorsun? Aslı halsiz halsiz Deniz’e baktı: Deniz, lütfen.Konuşacak halde değilim. Deniz Aslı’nın yüzüne baktı.Gözleri, şişmiş ve kızarmıştı.Ağladığı her halinden belli oluyordu.Aslı’nın çenesinden tutup başını kaldırdı.Yumuşak bir ses tonuyla: Ne oldu sana?Ağlamışsın. Aslı: Yok ya, öylesine.Dersler filan, canım sıkkın. Deniz: Konuşmak ister misin? Aslı: Hayır, sadece uyumak istiyorum. Deniz: Tamam, dinlen o zaman.(Aslı’ya sarıldı)Yarın buluşur, konuşuruz.Tamam mı? Aslı tamam der gibi kafasını salladı.Deniz Aslı’ya yaklaştı,tam öpecekken Aslı başını çevirdi. Aslı: (soğuk bir ses tonuyla) İyi geceler. Deniz sıkkın sıkkın: Sana da. Deniz gitti.Aslı hemen odasına çıktı.Tekrar ağlamaya başladı.Efe’den uzun süre haber alamayınca Deniz’e bir şans daha vermişti.Ama bu kararından ilk anından itibaren hep pişmanlık duymuştu.Deniz’i oyaladığını düşünüyordu.En çok da bu yüzden kızıyordu kendine. Eliyle yüzünü kapadı,hıçkırarak ağlıyordu artık.Kapı çalındı.Eliyle gözyaşlarını sildi.Boğuk bir sesle: Girin. _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:40 pm | |
| 4.bölümün devamı
Mine kapı arasından başını uzattı: Aslı müsait misin? Aslı’nın ağladığını fark edince kapıyı tamamen açıp içeri girdi.Yanına oturdu: Ne oldu?Niye ağlıyorsun? Aslı tekrar ağlamaya başladı,tutamıyordu kendini. Mine sırtını sıvazladı: Ağlama,ne oldu anlat hadi. Aslı Mine’ye baktı.Anlatıp anlatmamak konusunda kararsızdı.Ama birilerine anlatmalıydı,daha fazla tutamazdı içinde.Mine’ye doğru döndü: Ben bugün… Mine merakla yüzüne baktı. Aslı bakışlarını kaçırdı,ağlamaklı: Ben bugün Efe’yle buluştum. Mine şaşkın şaşkın baktı: Ne? Nasılmış peki?Neden aramamış hiç?Ne konuştunuz,anlatsana. Aslı gözlerini sildi. Mine üzgün üzgün: Kötü geçmiş anlaşılan. Aslı bakışlarını yere çevirdi: İyi mi, kötü mü bilmiyorum aslında.Efe… O bir kaza geçirmiş,bu nedenle geçmişini hatırlamıyormuş.Ailesi de hiç bahsetmemiş bizden ona. Mine şaşkınlıkla gözlerini büyüttü: Bizim varlığımızdan haberi bile yok muymuş yani? Aslı: Aynen öyle. (gülümsedi) Bugün onu öyle karşımda görünce… Ben de kızgın olduğu anlasın diye tavır yaptım, soğuk davrandım.Ama aslında…(ağlamaklı) Onu o kadar çok özlemiştim ki.Ona doyasıya sarılamadım bile. Tekrar ağlamaya başladı.Mine Aslı’ya sarıldı: Ya bir de iyi tarafından düşün.En azından kendi isteğiyle aramamazlık etmemiş. Aslı sitem eder gibi: Benim asıl anlamadığım Efe’ye bizden neden hiç bahsetmediler.Neden ya.Aklım almıyor.Biz üç yıldır ondan bihaberiz.Ne kadar çok merak ettik,endişelendik.Bir telefon açıp anlatmak çok mu zordu? Efe de şok oldu zaten,çok kırıldı ailesine bizi anlatmadıkları için. Mine derin bir iç çekti: Ee, peki seni nerden bulmuş,nasıl haberi olmuş bizden? Aslı: Alp ile karşılaşmışlar Ankara’da. Mine şaşkın şaşkın: Ankara’da mı?Orada mı yaşıyorlarmış? Aslı evet der gibi kafasını salladı: Alp bahsetmiş bizden.Ondan numaramı almış, beni aradı buluşmak istedi.Bir tuhaf konuşuyordu zaten telefonda. Mine tek kaşını kaldırdı: Nasıl tuhaf? Aslı: Soğuk, tanımıyormuş gibi.Nedenini bugün anladım.(üzgün) Bizden uzaklaşmış Mine.Tanımıyor,hiçbir anımızı hatırlamıyor. Mine: Ya inanamıyorum bu olanlara.(düşündü sonra doğruldu yerinde)Deniz.Deniz’in haberi var mı? Aslı: Hayır senden başka kimse bilmiyor. Mine:İyi, bence Deniz’e söyleme. Aslı şaşırmıştı Mine’nin bu tepkisine,merakla: Neden? Mine Aslı’ya baktı,kendinden emin: Nedeni mi var Aslı?Senin ondan gizli Efe’yle buluştuğunu öğrenirse,Deniz’in tepkisi ne olur,sen benden iyi bilirsin. Aslı düşündü: Haklısın. Mine: Ee, başka ne konuştunuz?Neler yapıyormuş anlatsana. Aslı bakışlarını odanın içinde gezdirdi: Pek konuşamadık aslında.İkimiz de çok şaşkındık.Olanları anlattı işte.(Mine’ye baktı, gözleri dolmuştu yine,gözlerini kaçırdı,ağlamaklı)Nişanlanmış, biliyor musun? Mine’nin gözleri şaşkınlıkla büyüdü: Yok artık! Aslı ağlamaya başladı.Mine Aslı’ya sarıldı.Üzgün üzgün: Ağlama demeyeceğim Aslı.İstediğin kadar ağla.Ben yanındayım. Efe eve varmıştı, bahçeye baktı.Herkes dışarıdaydı.Pelin ile teyzesi Mehtap da oradaydı,çay içiyorlardı.Uzaktan onlara baktı.O kadar zoruna gidiyordu ki yanlarına gitmek, yüzlerine bakmak.Hepsine olan güvenini kaybetmişti bir anda.Bir süre ayakta bakakaldı,sonra yavaş adımlarla yanlarına gitti. Şükran Efe’yi görünce gülümsedi: Oğlum, hoş geldin.Geciktin. Efe soğuk bir ses tonuyla: Söylemiştim. Şükran: Biliyorum da en azından yemeğe yetişirsin diye düşünmüştüm.Aç mısın? Pelin ayağa kalktı: Ben sana bir şeyler hazırlayayım. Şükran gülümseyerek Pelin’e baktı. Efe: Yok, yemeyeceğim.Ben…(zor konuşuyordu,kendini toparladı)Ben hemen yatacağım,size iyi akşamlar. Şükran şaşkın şaşkın: Ne yatması oğlum.(gözleriyle Mehtap ve Pelin’i göstererek) Misafirlerimiz var. Efe masadakilere baktı,üstüne basa basa: İyi akşamlar. Efe eve girdi.Pelin ile mehtap şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar.Mehtap hışımla ayağa kalktı,suratı asık: Biz gidelim artık.Hadi Pelin. Salih: Nereye Mehtap Hanım?Daha çayınız bitmedi. Pelin: Teyze, ben bir Efe’ye bakayım. Mehtap sert bakışlarla Pelin’e baktı: Uyuyacağım dedi, duymadın mı? Pelin Mehtap’a yaklaştı,sesini alçaltarak: belli ki canı sıkkın.Konuşmadan içim rahat etmez. Yalvarır gibi baktı.Bu bakışlar Mehtap’ı yumuşatmaya yetmişti.Küçüklüğünden beri Pelin’e o bakıyordu.Bir dediğini iki etmemişti hiçbir zaman.Hafif gülümsedi: Tamam, bak gel hadi. Pelin sevinçle masadan kalktı.Efe’nin odasına gitti.Kapıyı çaldı. Efe yatağına uzanmış,düşünüyordu.Kapı sesiyle yerinde doğruldu: Gelin. Pelin yavaşça içeri girdi.Gülümseyerek baktı Efe’ye: İyi misin?Canın sıkkın gibisin. Efe: Sadece yorgunum(hafif gülümsedi) Merak etme. Pelin rahatlamıştı: Tamam o zaman.Ben gideyim de sen dinlen. Efe: Pelin? Pelin Efe’ye baktı: Efendim canım? Efe başını salladı: Boş ver. Pelin Efe’nin yanına gitti.Gözlerine bakarak: Söyle. Efe: Sen, sen benim geçmişim hakkında ne biliyorsun? Pelin şaşırmıştı bu soruya.”Herhalde geçmişi hakkında bilgi edinmeye çalışıyor” diye geçirdi içinden: Sadece senin anlattıklarını ne yazık ki. Efe üzgün üzgün başını eğdi: yani ailemin anlattıklarını. Pelin Efe’nin yüzüne baktı: Sen iyi olduğuna emin misin?Yani eğer konuşmak istersen… Efe gülümsedi: Sağ ol ama konuşacak bir şey yok. Pelin: Tamam o zaman.Ben gideyim.Teyzem bekliyor.(yanağına bir öpücük kondurdu) Sana iyi uykular canım. Efe: Sana da… Canım. _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:42 pm | |
| 5.BÖLÜM -HİSSEDİYORUM, AMA BU DUYGU YENİ- Sabah olmuştu.Efe üzerini giyindi,çantasını alıp aşağı indi.Salih,Şükran ve Gönül kahvaltı ediyorlardı. Efe “Günaydın” diyerek masaya oturdu. Salih - Gönül: Günaydın. Şükran hiçbir şey söylemedi,Efe’nin yüzüne bile bakmıyordu.Efe güldü.”Bana kızmış” diye geçirdi içinden.Gönül çay doldurup Efe’ye uzattı: Al bakalım. Efe bardağı aldı: Sağ ol yenge.(alaycı bir tavırla) Hayrola, aç değil misiniz?Bu masa bir benim için mi kuruldu? Şükran kızgın bakışlar attı Efe’ye: İştah mı bırakıyorsun insanda.Neydi o dün gece yaptıkların? Efe anlamamış gibi: Ne yapmışım? Şükran: Allah’ın delireceğim, delirtecek bu çocuk beni. Salih: Sakin ol Şükran.(Efe’ye döndü,sakin bir ses tonuyla) Efe dün akşam ne yaptığını sen gayet iyi biliyorsun.Çok ayıp ettin.Pelin’e de, Mehtap Hanım’a da.Kadın arkasına bile bakmadan kaçtı.Yarın bir gün Pelin ile evlendiğinizde hep yüz yüze geleceksiniz o kadınla.Hiç oldu mu bu yaptığın? Efe dün öğrendiklerinde dolayı anne ve babasına çok öfkeliydi.Amacı onlara ne kadar kızgın olduğunu göstermekti.Her şeyi konuşmak istiyordu.Gerçekleri neden sakladıklarını öğrenmek istiyordu.Ama sonra “Daha zamanı var” diye geçirdi içinden.Gözlerini Salih’e dikti: İyi ya, senin de dediğin gibi ben Pelin ile evleneceğim, Mehtap’la değil.Onun ne düşündüğü niye umurumda olsun ki? Şükran sesini yükselterek: Umurunda değil diye kadını kovmaktan beter etmen mi gerekiyordu? Efe umursamaz: Bu kadar alıngan olmasın o da.Aynı lafı hepinize söyledim,bir o alındı. Şükran sinirden kıpkırmızı olmuştu.Efe Şükran’ın kızgın bakışlarını görmüştü ama aldırmadan kahvaltı ediyordu.Ayağa kalktı: Ben doydum.Ellerine sağlık anneciğim.(masaya şöyle bir göz gezdirdi) Siz de kahvaltı yapın,aç kalmayın. (alaycı bir tavırla) Sonra çok üzülürüm.Hadi size afiyet olsun. Efe çantasını alıp gitti.Şükran derin derin nefes alıp sakinleşmeye çalışıyordu: Salih, ne oldu bu çocuğa ya? Salih şaşkın şaşkın: İnan hiçbir fikrim yok Şükran. Efe göle gitti,kıyısına oturdu.Annesini böyle kızdırmak hoşuna gitmişti ama yine de onlara olan öfkesi azalmıyordu.Düşündü biraz, canı hiç okula gitmek istemiyordu.Telefonu aldı eline.Tereddütle baktı telefona. ********************************************************* Aslı çantasını eline aldı,okula gidecekti.Aynada son bir kez kendine baktı.Bu sırada telefonu çaldı.Ekrana baktı, arayan Efe’ydi.Gülümseyerek telefonu açtı:Alo? Efe çekinerek: Alo, ben Efe. Aslı güldü: Biliyorum. Efe: Iıı, şey… Rahatsız etmiyorum değil mi? Aslı: Hayır. Efe: İyi sevindim. Ne konuşacağını bilmiyordu, neden aradığından bile emin değildi,sadece sesini duymak istemişti.Sustu. Aslı biraz bekledi,gülümseyerek: Ne için aramıştın? Efe telaşlanmıştı, korktuğu soruyu sormuştu Aslı: Müsaitsen buluşalım mı? Dedi bir anda.Ama bunu neden dediğini kendi de bilmiyordu. Efe: Şey, ama yeni… İşin varsa filan… Aslı: Yok, buluşabiliriz,müsaidim. Efe: Öyle mi?Tamam. Aslı: Nerede,saat kaçta? Efe düşündü: Aynı yerde,aynı saatte.(güldü)Oradan başka bir yere bilmiyorum. Aslı da güldü: Tamam, o zaman saat birde aynı yerde. Efe: Tamam. Aslı: Şey, görüşürüz. Efe: Görüşürüz.Telefonu kapadı.Ekrana bakıp gülümsedi.Aslı’yla konuşmak bile rahatlatmıştı onu.Sonra gülümsediğini fark edince şaşırdı kendine.Gülümsemeyi kesti,ciddi olmaya çalışarak: Ne oluyor bana ya? Efe hislerinin şaşkınlığındayken telefonu çaldı.Arayan Emre’ydi. Efe: Alo? Emre: Kanka,nerdesin? Efe: Gölün yanındayım. Emre güldü: Tahmin etmiştim. Efe merakla: Ne oldu, sen neden aradın? Emre: Hiç, ne zaman geleceksin diye soracaktım.Uyku tutmadı,erken geldim.Saatlerdir buradayım.Canım sıkıldı. Efe: Ben bugün gelmeyeceğim Emre.Bekleme beni. Emre şaşırdı: Niye? Efe: Ben.. Ben Aslı’yla buluşmaya gideceğim. Emre’nin şaşkınlığı daha da artmıştı: Daha dün görüştünüz.(Sonra muzur muzur güldü) Ne çabuk özledin? Efe kızgın: Emreeee. Emre: Tamam ya şaka yaptım. Efe kısık sesle: Aslında özledim de ne yalan söyleyeyim. Emre: Hıı, ne dedin? Duyamadım. Efe: İyi, isabet olmuş. Emre bağırarak: Neee? Efe güldü: Yok bir şey, benim kapmam lazım. Emre düşündü: Dur, dur! Efe: Ne oldu? Emre: Ben de geleceğim? Efe: Yok artık! Emre: Ne var ya? Efe: Ya sen bu firar işini fazla abarttın, farkında mısın? Emre umursamaz: Hayır.Ya sen? Efe: Tamam tamam.Sana laf yetiştiremeyeceğim şimdi.Hadi gel bekliyorum. Emre gülümsedi: Hemen geliyorum. Efe telefonu kapayıp güldü: Nerden buldum ben bu deliyi ya? Aslı ile Mine konaktan çıktılar.Mine gülümseyerek etrafına baktı.Derin bir nefes aldı: Ne güzel bir gün değil mi? Aslı dalgın dalgın gülümsedi: Evet, çok güzel bir gün.Mine şaşkın şaşkın Aslı’ya baktı: Ne oldu sana böyle?Ağzın kulaklarında. Aslı kendini toparladı: Yo, sana öyle gelmiş.Yok bir şeyim. Mine ısrarla: Hayır, hayır, var.Söyle bakalım ne oldu? Aslı gülümseyerek göz ucuyla Mine’ye baktı: Bugün yine Efe ile buluşacağız. Mine şaşkınlıkla gülümsedi: Öyle mi? (imalı imalı) Şimdi anlaşıldı mutluluğunun sebebi. Aslı utangaç bakışlarını kaçırdı: Ya ne ilgisi var? Mine güldü: Yok mu? (düşündü, hışımla döndü)Ben de geleceğim. Aslı tek kaşını kaldırıp Mine’ye baktı: Neden? Mine: Niyesi mi var kızım ya, çok özledim deliyi.(muzur muzur güldü) Belki beni hatırlayıp Pamela diye boynuma atlar, ne dersin? Aslı bakışlarını yere indirdi,kısık sesle: Keşke, keşke hatırlasa.Sana sarılmasına bile razıyım. Mine duymuştu Aslı’nın söyledikleri,güldü: Ne bu kıskançlık Aslı Hanım?Korkmayın, bizim birbirimize aşık olma olasılığımız(düşündü,Aslı’ya dönerek) sıfırdan daha düşük bir sayı var mı? Aslı güldü: Tamam, tamam inadım.Hem… Kıskanmadım ki, onu nerden çıkardın? Mine kendinden emin: O kadar da tanıyorum seni.Neyse nerede,saat kaçta? Aslı: Saat birde, benim okulda. Mine saatine baktı: Tamam, tam birde sizin okuldayım.(durdu) Ben buradan ayrılıyorum. Aslı: Tamam, öğlen görüşürüz. Mine: Görüşürüz. Emre abasını alıp gelmişti, Efe yolun kenarında onu bekliyordu.Emre yanında durdu,camdan baktı: Hadi kanka, atla. Efe arabaya yaklaştı, tedirgin: Ya Emre, yine senin arabayla mı gideceğiz? Emre: Evet.Ne oldu ki? Efe: Ya, ne bileyim.Başın derde girsin istemiyorum.Tamam dün acildi bu nedenle olur dedim ama…Hem iki gündür okula da gitmiyorsun benim yüzümden.Bir de arabaya bir şey olursa… Emre: Senin için her şeyim feda, bir arabanın lafı mı olur?Hadi atla. Efe gülümseyerek arabaya bindi. Emre bir cd koydu: Müziksiz olmaz, değil mi? Efe merakla: Kimin cdsi bu? Emre yaramazlık yapmış bir çocuk gibi gülümsedi: Birazdan anlarsın. Efe merakla şarkının çalmasını bekledi.Birden Ankara misket çalmaya başladı.Emre “hayda” diyerek arabanın içinde oynamaya başladı,bir yandan da göz ucuyla Efe’ye bakıyordu.Efe kendini tutamayıp gülmeye başladı: Sen harbi manyaksın. Emre gururla kazağının yakasını kaldırdı: Öyleyimdir, övünmeyi sevmem ama (düşündü) Yo, severim aslında. Efe tekrar güldü: Hadi, hadi. Emre arabayı sürmeye başladı.Göz ucuyla Efe’ye baktı.Sonunda onu güldürebilmişti. Efe’yle tanışalı iki yıl olmuştu.Çok iyi çocuktu Efe Emre’ye göre.Ama çok da içine kapanıktı.Suskun, durgun…Emre hep Efe’nin özünde daha deli dolu birini olduğunu düşünüyordu tanıştıklarından beri.Ona göre Efe bir gün kabuğunu kıracak ve yine o deli dolu Efe olacaktı.O zamana kadar arada bir Efe’yi güldürmek için böyle muziplikler yapıyordu. Efe ise başını cama yaslayıp yolu izlemeye başladı.Önceki hayatını düşünüyordu,hatırlayamadığı hayatını.”Ya ailemin bana anlatmaması için haklı gerekçeleri varsa…” diye geçirir içinden.”Belki de gerçekleri öğrenmeme daha kötü olacak,yoksa neden gizlesinler.” Kafası karmakarışıktı, başını tuttu,dayanamıyordu artık bu belirsizliklere. Emre Efe’ye baktı.”Yine kendiyle savaşıyor” diye geçirdi içinden.”Keşke onu mutlu etmenin bir yolu olsa.” Sonra hafif gülümsedi.”Nasılsa Aslı’yı görünce mutlu olur, neden bilmiyorum ama Aslı’yı görünce çok mutlu oluyor,bu kızın yanında çok mutlu.”Bakışlarını tekrar yola çevirdi. Aslı dersteyken sürekli saatine bakıyordu.içi içine sığmıyordu.”Son on dakika, of ya bu zaman geçmek bilmiyor.”Levent Hoca sert bakışlarını sınıfa gezdirdi.Soğuk bir ses tonuyla: Ders bitmiştir, çıkabilirsiniz.Öğrenciler hocanın bu tepkisine şaşkın şaşkın bakarak tepki verirken,Aslı çantasını alıp koşar adımlarla sınıftan çıkmıştı bile.Tuvalete gitti.Aynanın karşısına geçip gülümseyerek saçını düzeltmeye başladı.Sonra aynadaki görüntüsüne takıldı gözü,yüzündeki gülümseme silindi.Şaşkın şaşkın baktı.Ne yaptığının yeni farkına varmıştı.Efe için süsleniyordu.Ama neden?”Aptallığın alemi yok Aslı.O nişanlı” dedi kendini azarlar gibi.Suratı asılmıştı,çantasını alıp yavaş adımlarla aşağı indi.Efe ile Emre bahçede bekliyorlardı.Emre etrafı inceliyordu. Emre: Kanka? Efe bakışlarını Emre’ye çevirdi: Efendim? Emre: Ya ben çok acıktım.Aslı gelince bir şeyler yemeye gitsek. Efe gülümsedi: Olur, gideriz. Aslı uzaktan Efe’ye baktı bir süre.Tebessümle gülümsedi.Üç yıldır yüzünü bile görmemişti, şimdi ise karşısındaydı.Ona olan özlemi bitmemişti içinde.Daha doyasıya sarılamamıştı bile.Kendini toparladı, bu düşüncelerden sıyrılıp yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi ve yanlarına gitti. Efe Aslı’yı görünce gülümseyerek ona yaklaştı: Merhaba. Aslı hafif gülümsedi: Merhaba. Efe çekinerek: Kusura bakma, yine rahatsız ettim. Aslı: Yo, aramana çok sevindim. Birbirlerinin gözlerine baktılar bir süre.”Keşke zaman dursa, böyle kalsak” diye geçirdi Aslı içinden.”Keşke sıkı sıkı sarılabilsem.” Ama bu imkansızdı.Efe’ye sarılırsa ya da gözlerine bakmaya devam ederse kendini tutamayacağını biliyordu.Onu deliler gibi sevdiğini haykırabilirdi elinde olmadan.Ama Deniz vardı arada…Ve Efe’nin nişanlısı.Suratı asıldı birden. Efe tedirgin bakışlarla baktı: İyi misin?Canın sıkkın galiba. Aslı Efe’nin gözlerine baktı.Gözleri dolmuştu,gözlerini kaçırıp etrafına bakındı.Sonra tekrar dikti gözlerini Ege’nin gözlerine: Ben… (duraksadı, gözlerini kapayıp başını salladı) Yok bir şeyim.Sana öyle gelmiş. Efe üstelemedi,anlatmak istemediği düşündü.Aslı’nın gözü hemen arkalarında meraklı gözlerle onlara bakan gence takıldı.Efe Aslı’nın baktığı yöne baktı.Gülümseyerek: Bu Emre, benim en yakın arkadaşım. Aslı: Öyle mi? (elini uzattı) Merhaba, ben Aslı.Tanıştığımıza memnun oldum. Emre gülümsedi: Ben de memnun oldum. Efe: Imm… Bir şeyler yemeğe gidelim mi? Aslı: Olur, ama biraz beklememiz gerekecek.Biri daha gelecek. Efe merakla: Kim?Benim tanıdığım, yani daha önceden tanıdığım biri mi? Aslı gülümsedi.Bu sırada Mine koşarak yanlarına geldi.Nefes nefese: Gecikmedim değil mi? Sonra gözleri Efe’ye takıldı.Efe şaşkın şaşkın ona bakıyordu.Mine sevinçle bağırdı: Efe! Sıkı sıkı sarıldı, Efe ise soran gözlerle Aslı’ya bakıyordu.Aslı güldü. Mine Efe’ye baktı: hatırlamadın mı?Ben Mine.(Efe tepkisizdi) Suellen. (tekrar Efe’ye baktı,ama Efe hala tanımıyor gibi bakıyordu) Pamela? Emre: Adın hangisi, ben anlamadım. Mine Emre’yi süzdü: Pardon, tanışıyor muyuz? Aslı: mine, bu Emre.Efe’nin arkadaşı. Mine: Öyle mi?(Elini uzattı) Memnun oldum. Emre: Ben de. Mine göz ucuyla Efe’ye baktı: Efe, bana bu lakaplarla hitap ederdi de…Belki hatırlar diye şansımı deneyeyim dedim. Efe: Alp’ e de atom karınca dermişim.Nerden buluyordum bu isimleri, merak ettim.(düşündü) Benim lakabım var mıydı? Aslı ile Mine gülerek birbirlerine baktı. Mine: Vardı tabi.Mesela büyüklerimiz, ananem, Aslı’nın annesi filan sana “deli oğlan” derdi.(güldü)Biz de kısaca “deli” derdik. Efe ile Emre de güldü.Aslı Efe’nin yüzüne baktı, kendinden emin: ben de “orijinal adam” derdim. _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:42 pm | |
| 5.bölümün devamı
Efe gülümseyerek Aslı’ya baktı: Öyle mi? Neden? Aslı gülümseyerek bakışlarını yere indirdi. Mine: Türünün tek örneğiydin de ondan. Güldüler.Mine küçük bir çocuk gibi dudağını büktü:Ya ben çok acıktım,bir şeyler yesek. Emre: oh be, sonunda kafa dengi biri.Valla ben de çok açım, ama bunların bizi açlıktan öldürmek gibi bir niyetleri var sanırım. Aslı: Tamam, hadi o zaman.Gidelim. Mine: Sahildeki lokantaya gidelim mi? Efe: Olur. Lokantaya gittiler.Dışarıdaki masalardan birine yerleştiler.V;Burası tam sahilin yanı başında şirin bir lokantaydı.Denizin eşsiz güzelliği yemek yiyenlere eşlik ediyordu. Efe etrafına bakındı, hayran hayran: Burası harika bir yer ya. Emre güldü: Aslı, Efe sulak yerde büyüdü değil mi? Aslı: evet, Urla da.(Efe’ye baktı) Bundan bahsetti mi ailen? Efe: Evet.Liseden mezun olunca Ankara’ya taşınmışız. Garson geldi yanlarına: Hoş geldiniz, ne alırdınız? Mine düşündü: Ya biz henüz karar veremedik.Menü getirir misiniz? Garson: Tabi ki, hemen getiriyorum. Garson gitti, birkaç dakika sonra masaya gelip, elindeki menüleri dağıttı.Dördü de pür dikkat incelemeye başladılar menüyü.Bir süre sonra Emre elindeki menüyü masanın üzerine bıraktı: Ya bir sürü yemek var burada.Çoğunun adını bile bilmiyorum. Efe: Aynen. Emre garsona döndü: Abicim, ya sen bize yolla işte bir şeyler ya. Garson düşündü: … ister misiniz? Emre ile Efe şaşkın şaşkın birbirine baktı.Emre şaşkın bakışlarını garsona çevirdi: o ne ki? Garson güldü.Düşündü biraz: Mantarlı makarna diyelim. Emre: Olur, bana ondan olsun. Garson: Siz? Efe-Mine-Aslı: Bana da aynısından. Birbirlerine bakıp gülmeye başladılar.Birkaç dakika sonra siparişler gelmişti.Yemeklerini yerlerken, bir yandan da sohbet ediyorlardı. Yemekten sonra sahilde yürümeye başladılar.Emre ile Mine konuşarak önden gidiyorlardı.Efe ile Aslı onlardan biraz gerideydiler. Efe gülümseyerek Aslı’ya baktı.Minnetle: sağ ol. Aslı merakla: Ne için? Efe bakışlarını kaçırdı Aslı’dan,etrafına bakınarak: Yanımda olduğun için.Bu… Bu benim çok önemliydi. Aslı gülümsedi: Ben senin yanında olmaktan hep mutluydum zaten, şimdi de mutluyum.Bunun için teşekkür etmene gerek yok. Efe gülümseyerek Aslı’nın gözlerine baktı.Aslı da mahcup mahcup gülüp kaçırdı gözlerini. Mine kaçamak bir bakışla Aslı ile Efe’ye baktı.Gülümseyerek önüne döndü: Bunca yıl sonra Efe’yle yan yana olabildiğimize inanmıyorum. Emre: Neden bilmiyorum ama Efe sizin yanınızda çok mutlu. Mine gülümsedi: Öyle mi? Emre: Evet, özellikle de… Mine ağzından laf almak ister gibi: Özellikle de? Emre az geride Aslı’yla konuşan Efe’ye baktı.Aslı bir şeyler anlatıyor,Efe de gülümseyerek onu dinliyordu: Özellikle de Aslı’ylayken.Bu nasıl olur? Yani… Bir insan biriyle yan yanayken,sadece gözlerine bakarak nasıl bu kadar mutlu olabilir? Mine gülümseyerek Emre’nin gözlerine baktı,kendinden emin: İşte buna aşk diyorlar. Emre Mine’ye baktı: Sen…Sen hiç aşık oldun mu? Mine’nin suratı asılmıştı.Emre pot kırdığını anlayıp pişman oldu bu soruyu sorduğuna. Emre: Ya pardon saçmaladım.Ben sadece…Of ya! Mine gülümsedi.Emre’nin nasılda düşünceli olduğunu, nasılda karşısındaki insanı kırmaktan çekindiğini düşündü bir an: Tamam, sakin ol.Sorun değil.Soruna gelince…Evet,aşık oldum.Çok da sevdim.Ama… olmadı.Ona sahipken ben değerini bilmedim, o da bana sahipken değerimi bilmedi.Kaybettik birbirimizi. Emre düşünceli düşünceli bakışlarını yere eğdi.Aklındaki soruyu sormamak için kendiyle savaşıyordu. Mine anlamıştı Emre’nin ne sormak istediğini,gülümsedi.Kendinden emin: Ama artık aşık değilim. Emre bunu duyunca farkında olmadan gülümsedi.Sevinmişti Mine’nin o kişiyi unutmuş olmasına. Bir süre sustular.Sonra Mine Emre’den Efe ve nişanlısı hakkında bir şeyler öğrenmesi gerektiğini düşündü.Normal sohbet eder gibi: Ee, sen Efe’yle nasıl tanıştın? Emre: Okulda tanıştık.Neden bilmiyorum Efe’yi görür görmez kanım kaynadı.O çok iyi biri.(Efe’ye bakarak) Hatta fazla iyi. Mine güldü: O hep öyleydi zaten.(yüzüne tebessüm düştü) Tüm yaptıklarıma rağmen, Deniz yüzünden tüm yaşadıklarına rağmen bize hiç sırtını dönmedi biliyor musun?Ben onun yerinde olsam… Bu kadar iyi olamazdım.Ama o bizi affetmenin yolunu bulurdu hep. Emre: Ne yaptın ki? (sonra tekrar kızdı kendine) Ya ben… Ya aslında böyle patavatsız değilimdir.Kusura bakma.Sormadım farz et. Mine tebessümle gülümsedi: Sorun değil.Anlatmayı isterim.Ama… Şimdi değil, tamam mı? Emre: Tabi ki, sen ne zaman istersen. Efe az ilerideki Emre ile Mine’ye baktı.Gülerek: Çok iyi anlaştılar. Aslı da Mine’lere baktı bunun üzerine.Gülümsedi: Evet.Mine normal de mesafelidir insanlara karşı ama…(imalı imalı)Neden bilmem Emre’ye kanı çabuk kaynadı. Mine Emre’ye baktı.Emre daha fazla pot kırmamak için konuşmamaya karar vermiş, etrafını izliyordu.Mine: Konuşmayacak mısın? Emre: Yok ya, ikimiz için en hayırlısı bu.Yoksa ben saçmalamaya devam edeceğim. Mine güldü: Olsun saçmalamak sana yakışıyor, kızmam merak etme. Emre gülümseyerek yere baktı. Mine: şey… Ya ben sana bir şey soracaktım aslında. Emre merakla: tabi kji sor. Mine: Efe nişanlanmış,yüzüğü var parmağında. Emre: Evet. Mine: Kimle nişanladı?Sen tanıyorsundur büyük ihtimalle.Nasıl biri, nasıl tanıştılar? Emre: Adı Pelin.Çok iyi biri,güzel, çalışkan, hamarat… Ne diyeyim bilmiyorum ki.On parmağından on marifet biri işte.Efe’yi de çok seviyor.Bence Efe için ideal biri. Mine sıkkın sıkkın: Ya, demek o kadar iyi biri.Ee, peki nasıl tanıştılar,biliyor musun? Emre: Evet.Bizim üniversitede okuyan bir arkadaşı vardı Pelin’in.Onu ziyarete geldiğinde tanıştık.Kantinde tek başına onu bekliyordu.Canı sıkkın gibiydi.Yanına gittik, konuştuk filan…(güldü) Zaten hemen Efe ile Pelin kaynaştı birbiriyle.Sohbetler, gülüşmeler…Sonra arkadaşının doğum günü varmış hafta sonu.Pelin bizi de davet etti.Öyle görüşmeye başladılar.Sonra Efe ailesiyle filan tanıştırdı.Ailesi Pelin’e bayıldı resmen. Mine kendi kendine: Bayılırlar, Aslı’nın ne eksiği vardıysa. Emre: Bir şey mi dedin? Mine irkildi: Yok, bir şey demedim.Devam et. Emre: Pelin’in anne-babası o üç yaşındayken ölmüş.Teyzesi büyüttü onu.Ama görsen çok düşkün Pelin’e.Hatta kimsenin onu kendisi gibi sevebileceğini düşünmediği için evlenmemiş kimseyle.İşte Efe ile Pelin görüşmeye başladı,sevgili oldular yani.Aileler nişan yapmak istediler.Efe ile Pelin zaten dünden razıydı.Bir ay önce nişanlandılar. Mine şaşkın şaşkın: Bir ay mı? Emre: Evet, daha yeni sayılır. Mine düşünceli düşünceli: Hımm.(Emre’ye baktı) Peki, Efe de ona aşık mı? Emre ne cevap vereceğini bilemedi: Şey, öyledir tabi ki.Yoksa neden nişanlansın? Mine ofladı: Haklısın.Neyse hadi yanlarına gidelim. Emre: Tamam. Akşam olmak üzereydi.Efe ile Emre için gitme vaktiydi. Efe: Çok güzel bir gün geçirdim.İkinize de çok teşekkür ederim. Mine gülümsedi: Bizim için de öyleydi, emin ol.(Emre’ye elini uzattı) Seninle tanıştığıma çok memnun oldum) Emre Mine’nin elini sıktı: Ben de. Mine: Hafta sonu sözünü unutma. Emre güldü: Unutmam. Efe ile Aslı merakla onlara baktılar.Efe: Ne sözü?Biz bir şey mi kaçırdık? Mine kollarını birbirine doladı, imalı imalı: Emre Bey, çok güzel yemek yaptığını iddia etti de.Hafta sonu bana yemek yapıp kanıtlayacak. Emre Mine’nin gözlerine baktı: Kanıtlayacağım Mine Hanım ve bu sözünü de hatırlatacağım size. Mine: Göreceğiz Emre Bey. Aslı gülerek: Tamam, tamam.Gider ayak kavga etmeyin. Emre: Kavga değil,atışma sadece.(Mine’nin gözlerine baktı gülümseyerek) Mine gibi bir arkadaş bulmuşum, kavga edip de onu kaybetmek istemem. Mine gülümseyerek bakışlarını kaçırdı: Kaybetmeyeceksin zaten. Emre: Kavga değil,atışma sadece.(Mine2nin gözlerine baktı gülümseyerek) Mine gibi bir arkadaş bulmuşum, kavga edip de onu kaybetmek istemem. Mine gülümseyerek bakışlarını kaçırdı: Kaybetmeyeceksin zaten. Sonra o da baktı Emre’nin gözlerine.Öylece gülümseyerek birbirlerine bakıyorlardı. Efe güldü: Öhö öhö. Emre ile Mine irkildi. Aslı imalı imalı güldü: Hayrola, daldınız. Mine ile Emre kızarmışlardı utangaçlıktan. Aslı elini uzattı Emre’ye: Efe’ye iyi bak.O bizim için çok değerli. Emre: Benim için de öyle,merak etmeyin. Mine Efe’ye sarıldı: Deli, kendine iyi bak.Bundan sonra bizden kurtuluşun yok,bunu da unutma. Efe güldü: Bundan şikayetim olduğunu söyleyemem. Efe Aslı’ya baktı.Aslı da ona sarılmak istiyordu,ama cesaret edemedi.Elini uzattı: Görüşürüz. Efe önce eline sonra da Aslı’ya baktı.Gülümseyerek sarıldı.Aslı şaşkın şaşkın gülümsedi.Sonra yavaş yavaş sardı kolları Efe’yi.Efe: Seni çok özleyeceğim.(yüzüne baktı, gülümseyerek) Bir daha ki görüşmemize kadar yani. Aslı güldü: Ben de seni. Efe: Neyse biz artık gidelim.(elini kaldırdı) Görüşürüz. Aslı: Görüşürüz. Emre ile Efe yürümeye başladılar.Aslı ile Mine’de diğer tarafa doğru yürüyorlardı.Efe arkasına dönüp bakmak için büyük bir istek duyuyordu.”Son bir kez baksam” diye geçirdi içinden.Aslı da farklı bir durumda değildi.Başını hafif çevirdi bakmak için ama hışımla önüne döndü geri. Efe yavaş yavaş çevirdi kafasını.Bu sırada Aslı da arkasına baktı.Uzaktan göz göze geldiler.Efe olduğu yerde duraksadı,Aslı’ya bakmaya devam etti.Bakışlarını ilk kaçıran Aslı oldu.Gülümseyerek önüne döndü ve yürümeye devam etti.Efe de gülümsedi.Emre durdu,şaşkın şaşkın geride kalan Efe’ye baktı: Efe! Efe irkildi: Geldim. Efe Aslı’nın kendine hissettirdiklerinin şokundaydı.Onu ilk gördüğünden beri öyle yoğun duygular yaşamıştı ki.Aslı’yı her düşündüğünde ya da gördüğünde yüzünde engel olamadığı bir gülümseme oluyordu.Artık kalbi de kafası kadar karışıktı. _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:43 pm | |
| Buyurun arkadaşlar.İki okumalar ÖZEL BÖLÜM 1 3 YIL ÖNCE-HASTANE KORİDORU Metin koridorda bir aşağı,bir yukarı dolanıp duruyordu. Şükran ağlamaktan harap durumdaydı.Gönül ise onu teselli etmeye çalışıyordu.Salih, gözlerini sabit yere dikmiş, hiçbir şey söylemeden oturuyordu.Gönül göz ucuyla Metin’e baktı.Şükran’ın sırtını sıvazladı: Anneciğim ben şimdi geliyorum. Ayağa kalktı.Metin’in yanına gitti.Kısık sesle: Metin, doktor hiçbir şey söylemedi mi?Yani annenlerin yanında da bir şey söylemek istemedim ama ben de meraklandım. Metin Salih’le Şükran’a baktı.Konuştuklarını duymayacaklarından emin olunca Gönül’e döndü.Kısık sesle: Aslında…Konuştum doktorla. Gönül merakla: Ee, ne dedi? Metin üzgün üzgün başını eğdi yere: Şoför,Efe’nin bindiği taksinin şoförü olay yerinde ölmüş.Kaza çok ciddiymiş.(gözleri doldu) Sanım Efe’nin durumu da ağır.Bizimkilere söylemedim. Gönül Metin’in elini tuttu: İyi yapmışsın.Söyleme.Şuan hepimizin umuda ihtiyacı var. Bir süre sustular. Gönül: Metin çocuklara haber verdin mi? Metin: Çocuklar? Gönül: Deniz ile Aslı. Metin: Hayır, tüh ya.Nasıl unuttum? Gönül: Hadi ara da haber ver. Metin: Tamam, dışarıda konuşayım.Annemler duymasın. Gönül: Tamam. Metin dışarı çıktı.Telefonu çıkardı.Bir süre baktı ekrana.Önce kimi arayacağını,ne söyleyeceğini bilmiyordu.Derin bir nefes aldı,çevirdi numarayı. Deniz: Alo? Metin çekinerek: Alo,Deniz? Derin sıkkın: Efendim Metin Abi? Metin: Şey…Efe… Deniz lafını kesti,kızgın kızgın: Bana Efe deme abi.Ben öyle birini tanımıyorum. Metin: Ama… Deniz: O artık öldü Metin Abi.Benim için Efe diye biri yok.Kapamam lazım kusura bakma. Deniz kapadı.Metin telefon kulağında kalakalmıştı.(ağlayarak)Ölüyor zaten, kardeşim ölüyor.
Bir süre dışarıda durduktan sonra içeri girdi.Gönül yanına geldi.Merakla: Ne oldu?Aradın mı?Geliyorlar mı? Metin: Yok,arayamadım. Gönül: Neden? Metin: Ya, şimdi telaşlandırmayalım.Efe uyansın,söyleriz. Gönül: Olur mu öyle şey Metin?Haber vermeli.Merak etmişlerdir. Metin sıkkın sıkkın: Gönül,dün olanları biliyorsun.Deniz’i aradım az önce.Beni dinlemedi bile.”Efe benim için öldü.” Dedi kapadı. Gönül üzgün üzgün: Öyle mi? Metin: Efe’nin durumu belli olana kadar söylemeyelim kimseye.Aslı filan ararsa,cevap verme lütfen.Şimdi öğrenip buraya gelirse,her şey daha kötü olabilir.Şuan bu en son isteyeceğimiz şey. Gönül: Haklısın.Tamam. Banka oturdular.Yaklaşık yarım saat sonra doktor geldi.Herkes merakla doktora bakıyor,güzel bir haber vermesini umuyorlardı. Metin heyecanla: Doktor, durumu nasıl?Kurtuldu mu kardeşim? Doktor: Buyurun odama geçelim.Sizinle konuşmak istediklerim var. Metin,Şükran,Salih ve Gönül tedirgin bir şekilde birbirlerine baktılar.Hepsinin içine tarif edemedikleri bir korku yerleşmişti.Hep beraber odaya geçtiler,turdular.Doktor hepsinin yüzüne baktı tek tek. Doktor: Bakın sizin anlamanız için çok basit konuşacağım.Hastanın beyninde çok ağır hasarlar oluşmuş. Şuan komada olduğu için hasarı tam bilemiyoruz ama… Metin yutkundu,alacağı cevaptan korkarak: Ama? Doktor: Açık konuşacağım.Uyanma ihtimali var.Her ne kadar düşük olsa da. Şükran ağlamaya başladı: Oğlum ölecek mi doktor? Doktor: Bazı ihtimaller var.Yani uyanamayabilir.Ya da uyanır ama sakat kalma, hafızasını yitirme,yürüyememe… Bu tür durumlar da olabilir.Eğer hasta böyle bir durumla karşı karşı kalırsa,size çok iş düşüyor.Özellikle yürüyememe gibi bir durumu olursa.Hiç olmadığınız kadar anlayışlı ve sabırlı olmak zorundasınız.Çünkü bu durumdaki hastalar genelde hayattan koparlar. Gönül: Anladık Doktor Bey.Peki, görebilir miyiz kendisini? Doktor: Dediğim gibi,komada.Ancak uyanınca görebilirsiniz.Zaten hasarı da ancak hasta uyanınca anlayabiliriz. Metin: Sağ olun Doktor Bey. Doktor: Rica ederim.
-2 HAFTA SONRA-
Metin hastane bahçesinde bankta oturuyordu.Telefonu çaldı.Arayan Aslı’ydı.Ekrana baktı,kapadı suratına.Aslı haftalardır durmadan arıyordu,ama Metin hiçbir telefonuna cevap vermemişti.Ne diyeceğini bilemiyordu.Yaşananlar kafasını karıştırmıştı.Aslı ile Deniz’in Efe’yi sırf böyle kötü bir durumda olduğu affetmelerini istemiyordu.Çok canını sıkıyordu bu durum.Doktorun dedikleri hiç aklından çıkmıyordu.Tek tek hayal ediyordu,o durumlarda olursa neler olacağını,Efe’nin ne tepki vereceğini.Efe gibi deli dolu biri elbette yarım hissedecekti kendini.Bundan adı gibi emindi. Gönül dışarı çıktı,etrafına bakındı.Bankta düşünceli bir halde oturan Metin’i görünce yanına gitti,oturdu: Canım, iyi misin? Metin: Bilmiyorum Gönül ya.Aslı sürekli arıyor,ama ben telefonu açamıyorum bile.Ne diyeceğimi bilemiyorum bir türlü.(ağlamaya başladı) Nasıl “Efe ölümle pençeleşiyor.” Diyeceğimi bilemiyorum. Gönül Metin’in sırtını sıvazladı: Öyle düşünme.Efe iyileşecek.Efe’yi tek tanıyan ben miyim? Metin ağlamaklı güldü: Haklısın, güçlüdür o. Gönül: Ha şöyle.Hem bak annenle babanın senin desteğine ihtiyaçları var şu anda.Sen güçlü olmak zorundasın.Sadece onlar için değil,kendin için de. Metin Gönül’ün elini tuttu sıkı sıkı: Haklısın. Gönül: Hadi içeri girelim artık.
Doktor Efe’nin odasına girdi.Yatağın ucundaki dosyayı alıp inceledi.Sonra Efe’ye baktı.Efe kıpırdanıyordu yatağında.Koşar adımlarla yanına gitti,Efe yavaş yavaş açtı gözlerini. Efe yutkundu,zorla: Ne oluyor?Nerdeyim? Doktor: Sakin ol evlat.Hastanedesin şu an.Bir kaza geçirdin.Bir yerin ağrıyor mu? Efe:Evet,her yerim. Doktor Efe’nin gözlerine baktı.Sonra ayaklarını açtı: Ayaklarını oynatabilir misin? Efe yavaş yavaş oynattı ayakları. Doktor rahatlayarak gülümsedi: Harika. Bu durumda tek bir olasılık kalıyordu. Doktor: Adın ne? Efe merakla gözlerle etrafına bakıyordu: Bilmiyorum. Doktor: Peki…Hangi tarihteyiz? Efe ofladı: Bilmiyorum ya bilmiyorum. Doktor: Tamam,sakin ol. Efe: Ya ne oluyor ya?Gitmem istiyorum buradan. Doktor: Bak sakin ol,hafızanı kaybettin.Bu nedenle hiçbir şey hatırlamıyorsun? Efe yerinde doğrulmaya çalıştı. Doktor engel olmaya çalışarak: Dur,ne yapıyorsun? Efe: Gitmek istiyorum. Doktor: Ailen dışarıda. Efe tedirgin: ne ailesi ya, hatırlamıyorum ben kimseyi. Doktor: bak, anlıyorum şoktasın.Ama bana güven olur mu? Efe duraksadı: Başka şansım var mı sanki? Doktor: Ben ailene haber vereyim,tamam mı?Sen yerinden kalkma. Efe çaresiz: Tamam.
Doktor dışarı çıktı.Salih ile Şükran yorgun bakışlarla baktılar.Eminlerdi efe’nin hala uyanmadığından,belki de boşa ümit ediyorlardı.Zaten artık hiç umutları kalmamıştı.Metin heyecanla doktorun yanına gitti: Var mı bir gelişme doktor? Doktor gülümsedi: evet, uyandı. Metin sevinçle bağırdı: Neee?Gerçekten mi?Yani…Yani uyandın mı? Salih ile Şükran da sevinçle kalktılar yerlerinden. Şükran: Doğru mu duyduk Doktor?Oğlum uyandı mı? Doktor: Evet,uyandı.Ama… Herkesin yüzündeki gülümseme silinmiş,yerini korku dolu bakışlar almıştı bir anda. Metin korkuyla: Ama ne doktor? Doktor: Size bazı ihtimallerden bahsetmiştim,hatırladınız mı? Metin yutkundu: Evet,ne oldu? Doktor: Aslında telaş edecek bir durum yok.Bu durum diğerleri arasında en iyisi sayılabilir. Salih sabırsızlanarak: Hadi Doktor,söyle artık.Ne oldu oğluma? Doktor: Hafızasını kaybetmiş. Herkes rahatlayarak derin bir nefes aldı. Şükran gülümsedi.Korkudan gözlerine dolan yaşlar, mutluluk gözyaşları olarak dökülüyordu: Oh,Allah’ım sana şükürler olsun. Doktor: Fiziksel olarak bir hasar yok gibi.Yani hareket edebiliyor,herhangi bir sakatlık söz konusu değil.Ama yine de birkaç test yapmakta fayda var. Salih: Tamam doktor,çok sağ ol. Doktor: Rica ederim,görevim.Şimdi Efe’nin yanına gitseniz iyi olacak.Ona durumu anlatmalı,destek olmalısınız.Şuan kendini yalnız hissediyor ve kafası çok karışık. Metin: Tamam. Doktor gitti. Gönül: Hepimiz girmeyelim.Anne,baba.Önce siz girin hadi. Şükran: Tamam. Şükran ile Salih odaya girdiler.Gönül Metin’e döndü: Metin, ne yapacağız? Metin: Bilmiyorum ki.Duydun.Doktor kafası karışık dedi.Ailesi olduğumuza nasıl inandıracağız? İkisi de düşündü. Gönül: Buldum.Sen eve git.Hani aile albümü vardı ya bizim.Onların hepsini al gel.Resimleri gösterirsek ikna olabilir. Metin: Harikasın ya,süper bir fikir.Sen de gir içeri.Beni sorarlarsa anlatırsın durumu. Gönül: Tamam.Gecikme.
Metin arabasına binip hızla sürdü.Rahatlayarak derin bir nefes aldı.Gülümsedi: Aferin Efe.Bırakmadın bizi.
Eve vardı tam inecekken bir yandan eve bakıp,bir yandan yürüyen Aslı’yı gördü.Belli ki onlardan haber alamayınca eve gelmiş,ama kimseyi bulamamıştı.Arabada iyice eğildi görünmemek için.Aslı üzgün üzgün yürümeye devam etti.Gittiğinden emin olunca indi arabadan.Arkasından baktı,kötü hissediyordu böyle davrandığı için ama yaşananları unutmazdı da.Aslı’yla yüz üze gelse,ne konuşma yapacağını az çok tahmin ediyordu.Onu korkutan buydu.Eve girdi,bulabildiği tüm resimleri aldı.Sonra gözüne Efe’nin Aslı ve Deniz’le çekilmiş olduğu fotoğraflar çarptı.Efe kendine gelene kadar onlardan bahsetmemek en iyisiydi.Fotoğrafları ayırdı.Diğerlerini alıp çıktı evden.
Hastaneye vardı,koşar adımlarla odaya gitti.Salih ile Şükran Efe’ye bir şeyler anlatıyordu.Ama Efe umursamıyordu bile,belli ki onların anlattıklarına inanmıyordu.Metin gülümseyerek yaklaştı: Efe? Efe göz ucuyla Metin’e baktı: Sen neyimsin? Metin: Abinim. Efe alaycı bir tavırla: Hadi ya.Size neden inanayım ki. Metin: Bak kafan karışık biliyorum.Ama senin inandırmanın yolunu biliyorum. Salih ve Şükran merakla birbirlerine baktılar. Metin elindeki albümleri Efe’nin yanına bıraktı: Aile albümümüz.Hadi bak. Efe önce Metin’e sonra da resimlere baktı.Bunlar kanıt olabilirdi.Resimlere bakmaya başladı.
2 SAAT SONRA
Doktor testlerin sonuçlarını almıştı.Masasının başında inceliyordu sonuçları.Metin kapıyı çaldı. Doktor: Girin. Metin içeri girdi,gülümseyerek: Merhaba.Siz test sonuçları iki saat sonra çıkar demiştiniz ya.İncelediyseniz eğer… Doktor: Buyurun,oturun.Ben de sizi çağıracaktım.Kardeşiniz nasıl,kabullendi mi durumu? Metin: evet,baya zor oldu ama inandı sonunda. Doktor: İyi.Bakın, hasar sandığımdan büyük.Hafıza kaybı durumu çok ciddi olabilir. Metin: Nasıl yani? Doktor: Yani, hiç hatırlamayabilir.Tabi bu bir ihtimal.Ayrıca şu an beyni çok hassas bir durumda.Aşırı stres,üzüntü daha büyük hasarlara eden olabilir.Bu nedenle onu üzecek şeylerden uzak tutmalısınız.Ona karşı çok anlayışlı olmanız lazım, her birinizin. Kesinlikle stres ve üzüntü yasak.Anlatabiliyor muyum? Metin üzgün üzgün başını salladı:Anladım Doktor,sağ olun. Doktorun yanından çıktı.Ailesi koridorda oturuyordu.Çok mutlulardı. Metin sıkkın sıkkın gitti yanlarına: Ne oldu? Salih: hiç, uyudu kaldı.Rahatsız etmeyelim dedik. Metin: İyi yapmışsınız. Şükran: Ee, çıkmış mı sonuçlar?Ne dedi Doktor? Metin: evet,çıkmış. Metin olanları anlattı: Kesinlikle üzülmemesi gerek dedi. Düşündü biraz sonra doğruldu yerinde: Bence…Ona Aslı ile Deniz’den hiç bahsetmemeliyiz. Gönül: Ne diyorsun sen Metin?Onlar Efe’nin en yakın arkadaşları.Nasıl gizleriz? Metin: Gönül,doktor kesinlikle üzülmemeli dedi.Ya onları görünce hatırlarsa olanları.Efe bunları unutabilecek mi ya da kendini suçlamadan durabilecek mi?Doktor üzülürse daha kötü sonuçlar doğurabilir dedi.Hem zaten…Hiçbir zaman hatırlayamayabilirmiş de.Be bu riski göze alamam. Salih: Haklısın.Olanları hatırlaması çok kötü olur,ama…Ya Aslı’dan Deniz’den nasıl saklarız? Metin: Gideriz buradan,yeni bir hayat kurarız.Geçmişi sileriz,yeni bir hayat bizim istediğimiz gibi bir hayat. Salih düşündü.Küçükken çok kötü davranmıştı Efe’ye.Asla iyi bir baba olamamıştı.Bu bir fırsattı onun için.Hep hayalindeki o anlayışlı, çocuğunu seven,destek olan baba olabilmesi için bir fırsat.Şükran aynı şeyi düşünüyordu.Mükemmel bir aile olabilirlerdi.Hem zaten Aslı ile Deniz’in durumdan haberdar olmaları yarardan çok zarar verecekti, hem Efe’ye hem de onlara.Gönül’ün ise kafası karışıktı.İçi rahat değildi ama Metin’e hak vermiyor da değildi.
Karar vermişlerdi.Yeni bir hayat kuracaklardı kendilerine. Yalan üzerine kurulu,ama sevgi ve mükemmel bir yaşayışın olduğu bir hayat. _________________  |
|  | | eylem.i Site Admin


Mesaj Sayısı: 321 Ruh Hali:  Kayıt tarihi: 03/10/08
 | Konu: Geri: Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar Salı Şub. 10, 2009 2:46 pm | |
| Yeni bölüm geciktiği için hepinizden özür diliyorum.Ayrıca anlayışınız için de çok teşekkür ederim.İyi okumalar (: [LEFT] 6.BÖLÜM-İSTİKAMET ANKARA-Efe ile Emre arabaya binip yola koyuldular. Aslı ile Mine de konağa doğru yol aldılar. Mine Emre’den öğrendiklerini Aslı’ya anlatmak istiyordu ama tarifsiz bir nedenden dolayı susuyordu. Konağa vardıklarında kapıda Aslı’yı bekleyen Deniz ile karşılaşırlar. Deniz’in suratı asıktı, belli ki Aslıdan haber alamadığı için kızgındı da. Aslı şaşkın şaşkın: Deniz ne işin var senin bu saatte burada?Deniz: Sevgilimi görmeye geldim. Kendisi iki gündür beni arayıp sormuyor da. Bugün ki buluşmamıza da gelmedi.Aslı, derin bir iç çekti: Deniz başlamayalım yine.Deniz sesini yükselterek: ya neye başlamayalım aslı. Nasıl sevgiliyiz biz he söyler misin? Buluşmuyoruz bir yerlere gitmiyoruz. Beni arayıp sormuyorsun bile. Bu hep böyle mi devam edecek.Aslı: böyle olacağını ikimizde biliyorduk Deniz. Gözlerini denizin gözlerine dikti kendinden emin. Seni kolay affetmeyeceğimi söylemiştim.Mine gergin ortamı dağıtmak için araya girdi.Mine: Kusura bakma Deniz hepsi benim suçum. Canım sıkkın da biraz. Aslı iki gündür benimle uğraşıyor.Deniz doğrulamasını ister gibi Aslı’ya baktı.Aslı ise kızgınlığını belli eden bir tavırla bakıyordu Deniz’e.Deniz: Peki, öyle olsun.(üstüne basa basa) Ben sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim.Aslı: isabet olur.Deniz, kızgın kızgın Aslı’ya baktı. Bir şey söylemeden gitti.Mine Deniz’in arkasından bakındı bir süre. Gittiğinden emin olunca Aslı’ya döndü. Aslı!Aslı kendinden emin. Ne diyeceğini biliyorum Mine. O yüzden hiç söyleme. Hadi artık içeri girelim.Efe evine yeni varmıştı. Çok yorulmuştu. Bir an önce yatağa uzanıp dinlenmek istiyordu. Ama bahçeye yaklaştığında bunun mümkün olmadığını anladı. Pelin gelmişti. Efe uzaktan baktı Pelin’e sonrada iki gündür yaptıklarını düşündü ve Aslı’yı. Çelişki içindeydi. Bu olanlardan Pelin’e bahsetmelimiydi. Yanlarına gitti. Sandalyeden birine oturdu. : iyi akşamlarPelin gülümseyerek ona baktı: hoş geldinŞükran: Hoş geldin oğlum, geciktin.Efe: Evet, şey ders işte.Pelin Efe’nin yüzüne baktı şefkatle: çok yorgun görünüyorsun.Efe hafif gülümsedi: Evet, yorgunum biraz.Pelin ayağa kalktı. Ben gidiyorum o zaman(gülümsedi). Sende iyice dinlen.Efede ayağa kalktı. Aslında… Biraz konuşalım mı?Pelin şaşkın şaşkın gülümsedi: olur.Yürümeye başladılar. Efe dalgın dalgın etrafını seyrediyordu. Pelin ise merakla Efe’nin yapacağı konuşmayı bekliyordu. Pelin: Anlatmayacak mısın?Efe irkildi. Pelin’e bakarak. Efendim? Anlamadım Pelin gülümsedi: bana anlatmak istediğin bir şeyler olduğunu söyledin ya. Ne anlatacaktın? Efe bakışlarını kaçırıp etrafına bakındı tekrar. Sonra suçlu suçlu bakışlarla Pelin’e baktı: Ben sana yalan söyledim.Pelin şaşkın şaşkın: Hangi konuda.Efe: Seninle buluşacaktık ya, ben sınav var arkadaşlarla çalışacağız demiştim. Pelin: He, evet.Efe: işte o gün ders filan çalışmadık. Ben gölün oraya gittim yalnız kalmak istiyordum. O yüzden sana yalan söyledim. Özür dilerim.Pelin gülümsedi. Eliyle Efe’nin yanağını okşadı. Bana açıkça söyleyebilirdin. Hem bu yüzden özür dileme (gülerek elini çekti). Ne kadar zor biri olduğumu biliyorum. Arada sırada benden kaçmak istersen anlayış gösteririm yani.Efe gülümsedi: İyi de seninle ilgisi yok ki. Ben herkesten kaçmak istedim o gün. Hem… Sandığın gibi çekilmez biri değilsin. En azından benim için.Pelin gülümseyerek Efe’ye sarıldı.Kendimi o kadar şanslı hissediyorum ki. İyi ki karşıma çıktın. Efe’de Pelin’e sarıldı. Farklı hissediyordu kendini. Aslı’ya hissettiğinden farklı.Peki kime ne hissediyordu. Kime aşıktı, ya da ikisinden birine aşık mıydı? Yoksa sadece hissettiklerimi onları vazgeçilmez kılıyordu. Pelin’in yanında özgür hissediyor du kendini ve güvende. Aslı’nın yanındaysa bütünlenmiş gibi, eksiksiz, kendi gibi.Üç yıldır aynaya her baktığında gördüğü yabancı Efe’den çok kendi gibi.Efe Pelin’in yüzüne baktı: Daha anlatacaklarım bitmedi aslında.Efe tüm olanları anlattı. Pelin Efe’nin elini tutmuş onu dinliyordu. Canım benim, peki ne oldu? Bir işe yaradı mı? O kızı yani Aslı’yı görünce bir şeyler hatırladın mı?Efe üzgün üzgün başını salladı: Hayır, konuştuk bana eskileri anlattılar. Bakışlarını az ilerideki göle çevirdi. Derin bir nefes aldı. Boğuluyorum sanki ya. Aklım almıyor bu olanları.Pelin şefkatle yüzüne baktı: Anlıyorum canım. Kendini kandırılmış gibi hissediyorsun değil mi? Geçmişin senden çalınmış gibi. Kimseye güvenemeyeceğini düşünüyorsun. Çelişkiler içindesin.Efe şaşkın şaşkın gülümseyerek Pelin’e baktı. Nasıl da biliyordu içinden geçenleri.Efe’nin yüzünü ellerinin arasına aldı: Üzülme, tamam mı?(gülümseyerek)Bak arkadaşlarını bulmuşsun. Belki onların anlattıklarıyla bir şeyler hatırlayabilirsin. Hem belki ailenin de haklı nedenleri vardır. Onlara sormadan bilemezsin.Efe yavaş adımlarla yürümeye başladı. Birkaç adımdan sonra duraksadı. Gözlerini kapadı: Duyacaklarımdan korkuyorum aslında. Ya geçmişimi bilmemem gerekiyorsa. Ya eski ben kötü biriyse. Ya da olmaktan hoşlanmadığım biriyse.Pelin gözlerini kısarak Efe’ye baktı: Evet, ya sen seri bir katilsen, abin de senin cinayetlerini ört bas ediyorsa, Baban da Tony Soprano'nun Türkiye koluysa mesela.Efe güldü. Pelin Efe’ye yaklaştı: Valla öyleysen bile sorun değil benim için. Sen liste yaparsın beraber öldürürüz.Efe tekrar güldü: Delisin sen, biliyorsun değil mi?Pelin Efe’nin gözlerine baktı: Eee ne demişler. Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin.Efe: Allah Allah kim demiş.Pelin dudağını büktü: Bilmiyorum ama kim demişse çok doğru söylemiş.Efe Pelin’e sarıldı: Sağ ol ya, seninle konuşmak çok iyi geldi.Pelin: Ne zaman istersen(saatine baktı). Aşkım, geç oldu. Hadi artık, gidelim, sende dinlen(dudağına bir öpücük kondurdu). Ve sakın kendini üzme, her şey düzelecek, buna inan.Efe Pelin’i eve bırakıp eve döndü. Odasına çıkıp yatağına uzandı. Pelin’e her şeyi anlattığı için rahatlamıştı. O hayatında olduğu için mutluydu. Sonra aklına Aslı geldi. Neden bu kadar sık düşünür olmuştu Aslı’yı. Buna bir anlam veremiyordu.Geçmişiyle ilgili yaşadıkları yetmezmiş gibi, şimdi de Aslı ve Pelin arasında ikilem yaşıyordu.Aslı da yatağına uzanmıştı. O da Efe’yi düşünmekteydi. Oflayarak doğruldu yerinden. Uyuyamıyordu. Pencereye yaklaştı ve gökyüzünü seyretmeye başladı.Sonra Efe ile gittikleri akşam yemeği geldi aklına. Balonları, havai fişeklerini hatırladı. Gülümsedi. Yaşadıkları bile yetiyordu Aslı’ya. O Efe’nin kendini deliler gibi sevdiğini biliyordu ve bununla avunuyordu.Sabah olmuştu.Efe aşağı indi.Telefonu çaldı bu sırada,arayan Emre’ydi.Efe telefonu açtı: Alo kanka?Emre: Kanka, günaydın.Efe: Günaydın.Hayrola sabah sabah?Emre: Ya ben diyecektim ki gel kahvaltıyı dışarıda yapalım.Evde durmak istemiyorum.Efe: Olur.Nerede buluşalım?Emre: Bizim kafeye gel.Ben yarım saate orada olurum.Efe: Tamam.Ben de şimdi çıkıyorum, orada görüşürüz.Efe telefonu kapayıp dışarı çıktı.Salih tek başına oturuyordu.Efe: Günaydın.Salih gülümseyerek Efe’ye baktı:Günaydın oğlum.Efe: Annemler nerede?Salih: Kahvaltı hazırlıyorlar,mutfaktalar.Efe çantasına şöyle bir göz attı: Ben çıkıyorum.Emre’yle buluşacağız.Salih: Ee kahvaltı?Efe: Zaten kahvaltı etmek için buluşacağız.Salih: Paran var mı?Efe güldü: Var, merak etme.Hadi kaçtım ben.Annemlere söylersin.Salih: Tamam.Selam söyle Emre’ye.Akşam yemeğe bize gelsin.Efe: Tamam,söylerim.Efe yavaş adımlarla yürümeye başladı.Nasılsa Emre’nin gelmesi biraz uzun sürecekti.Göle gitti.Etrafına bakındı.Sonra bir ağaca yaslanıp gölü seyretmeye başladı.Pelin’in dediklerini düşünüyordu.Ne kadar da anlayışlı davranıyordu ona karşı.Pelin’in kendini ne kadar çok sevdiğini biliyordu,ama kendisi…Sıkılmıştı artık bu karışıklıktan.Bir an önce duygularından emin olmak istiyordu,ama nasıl?Efe böyle düşünceler içindeyken omzunda bir el hissetti, irkilerek arkasına baktı._________________  |
|  | | | | Burcu Asku Senaryosu=Kavak Yelleri-Değişen Hayatlar | |
|
Similar topics |  |
|
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|